Halbuki bu paralar ne olacak? Hani yollarınız? Hani mektepleriniz? Askere gönderdiğiniz çocuklarınız, kardaşlarınız çırılçıplak dağ başlarında koşuyor, ölüyor. İstanbul'dakiler ise zevk ü safalarda.
Neyi düzelteceğiz bilir misiniz? İstanbul'daki idareyi. Pekâlâ bilirsiniz ki İstanbul'da birçok memurlar hiç iş görmedikleri halde binlerce liralar alıyorlar. Hafiyelere binlerce liralar beyhude veriliyor. Bu yüzden birçok evler kapanıyor. Sizin yalınayak, başı kabak çalışarak ektiğiniz ekinlerden alınan paralar hep böyle gidiyor.
Dağda ise, kim bilir hangi kurşunla vurularak, asi diye, cesedim bir köşeye atılacaktı. Fakat, memnun idim. Çünkü, şimdiye kadar, memlekete esaslı bir faide temin edemeden, on defa ademe mahkûm olup kurtulan hayatımı bu kere hakikaten vatan selameti yolunda sarf edecektim. Binaenaleyh, elbet bir gün gelecek, beni rahmetle yad eden bulunacaktır, diyordum.