Henry Ford'un şu sözü bilinir:"İyi ki insanlar paranın ve bankacılık sisteminin nasıl işlediğini bilmiyor. Bilecek olsalardı sabaha çıkmadan ayaklanırlardı!"
Ya gıda oyunlarını bilselerdi?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Son 2 yıldır.... Birbiriyle rekabet etmesi gereken Rockefeller gibi küresel şirketler birbiriyle birleşmeye başladı. Niye?
Bir taşla kaç kuş vuracaklar:
1) Tohumlarını satacaklar...
2) Tohumlarını kullananlara gübre-ilaç satacaklar...
3) Tohumlarını ekenlere petrollerini satacaklar...
4) Parası olmayanlara kredi verecekler...
5) Bu tarım felaketi sonucu hastalananlara ilaç satacaklar....
Kissinger tarımı, petrol politikasıyla beraber ABD stratejisinin ön sırasına koydu; ona göre gıda etkili silahtı. Zaten niyetini gizlemedi: "İnsanların size güvenip dayanmalarının, size bağımlı olmalarının ve bu şekilde sizinle işbirliği yapmalarının yolunu arıyorsanız, onları gıdaya bağımlı hale getirmek mükemmel bir yöntemdir." dedi.
Kissinger, 123 sayfalık raporu ABD başkanı G.FORD'a sundu. Şu sihirli sözü etti: "Petrolü kontrol edersen ulusları, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin!"
Yediğimiz yiyeceği sindirmek, moleküllerini ayırmak ve besinleri bağırsaklarımızdan vücudumuzun geri kalanına dağıtmak için milyonlarca yıl içinde programlanan vücudumuz, beslenme değeri az ve kalorisi yüksek kimyasal gıdaları tanımıyor.
Bu da vücudun bağışıklık sisteminin yıkılmasına sebep oluyor.
Genler ve yiyecekler arasındaki bu uyumsuzluk, son yıllarda müthiş artış gösteren çok sayıda müzmin hastalığa neden oluyor.