Mutlu bir ilişki için dünyanın en iyi insanı olmak yetmez. Kendi yüreğimizle bağlantımızı koparmadan, hayallerimizin peşinde koşmalıyız. Hayaller ve umutlu bekleyişler enerjimizi şarj eder.
Psikoterapinin en temel görevi, acı denizinde boğulmadan karşı kıyıya geçmemizi sağlamaktır. Acı denizinde boğulmadan acıdan geçmek gerekir yoksa kendimizi acıya boğdurmak da acıdan kaçmakla aynı amaca hizmet eder; kendine acıma, acındırma, kendini sefil etme yoluyla diğerlerinin desteğini alma çabası bizi ve yaşamımızı işlevsiz hale getirir. Kendimizi dağıtmadan, alabora olmadan acı denizinin içinden geçmek zorundayız.
Varoluşumuzu sadece bir ilişkiye bağlayıp mutluluğumuzu da bu ilişkiden alacağımız onaya indirgediğimizde kendi ellerimizle kendimizi cehennem ateşlerine atmış oluruz.