Ayşe Rüzgar

Ayşe Rüzgar
@septik1vakanuvis
Sanatın her dalından tüketen septik bir vakanüvis.
Stilistlik
Aydın
15 okur puanı
Mart 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Lisede internetim olduğu için etrafımda birçok insan vardı. O yıllarda internetin kıymetli olduğu zamanlardı. Yanıma gelenlerin çoğunun çıkarları için geldiğini o gün anlayamamıştım. Belki de ilk kez sevilen, aranan bir arkadaş olduğumu sanmıştım. Yıllar sonra fark ettim ki büyük bir yanılgının içindeymişim. Aradan geçen zamanda çok şey değişti. O günkü ben ile bugünkü ben aynı insan değiliz. Ama garip olan şu ki hâlâ aynı hatalara düşebiliyor, bir gülüşe, birkaç güzel söze kanabiliyorum. Demek ki bazı şeyleri öğrenmek için sadece akıl yetmiyor; zaman da gerekiyor. Bugün 25 yıldır bu hayatın içindeyim. Hayat hiç durmuyor. Bir filozofun da dediği gibi, akıp gidiyor. Ben de onun akışında bazen sürükleniyor, bazen yön buluyorum. İstemeden geldiğim yerler de oldu, mücadele ederek ulaştığım yerler de. Buna rağmen hep daha iyisini, daha güzelini arıyoruz. İnsan biraz da doyumsuz bir varlık. Elindekine alışıyor, ufkunda yeni hedefler beliriyor. Belki de yaşam dediğimiz şey tam olarak bu: Eksiklerimizle, yanılgılarımızla, hayal kırıklıklarımızla birlikte yürümeye devam etmek. Çünkü hayat beklemiyor; akıyor. Biz de onun içinde düşe kalka büyüyoruz.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bugün benim doğum günüm. Her ne kadar yanımda olmasan da, bugünümü birlikte kutlamasak da, aynı masada oturamasak da; ben doğum günümü senin yanında kutlayabildim. Çapraz masanda oturup yeni yaşımı karşılayabildim, hayatı kutlayabildim. Yine senin yanındaydım. Belki sen benim yanımda değildin ama ben ait hissettiğim yerdeydim. 25. yaşım kutlu olsun. 24. yaşımın bana verdiği en güzel hediye sanırım seni tanımak oldu. Biliyorsun, hâlâ seni seviyorum. Hâlâ yanından ayrılmak istemiyorum. Hâlâ gözlerim seni arıyor. Yanında yürümeyi, yanında yeni bir güne uyanmayı, hayatı seninle paylaşmayı istiyorum. Hâlâ sen diye sayıklıyorum. Ve belki bu yüzden, bütün yaşadıklarıma rağmen, iyi ki doğdum diyorum. İçimde hâlâ bir güç var. Hâlâ beni sevdiğine inanıyorum. Hâlâ bir umutla, beni görebileceğini düşündüğün için oraya geldiğine inanıyorum. Belki fazla hayal kuruyorum. Belki çok fazla umut ediyorum. Belki beni unuttun. Ama ben seni unutmadım. Ben seni çok seviyorum. Yeni yaşıma seninle başladım gibi hissediyorum. Belki yan yana değiliz, belki aynı hayatın içinde değiliz ama bugün yine seni hissederek girdim yeni yaşıma. İnsanlar yeni yaşlarına yeni dileklerle girer. Benim dileğim değişmedi. Yanında olmak. Yanında yürümek. Yanında uyanmak. Belki bir gün olur, belki olmaz. Ama bugün, 25. yaşımın ilk gününde bildiğim tek şey şu: 24. yaşımın bana verdiği en güzel hediye seni tanımaktı.
Bugün benim dogum günümdü
Anılarımızı çizeceğim. Senin için belki sadece bir andı, ama benim için bir anıydı. Hatta içinde kaldığım, çıkamadığım bir anı… Şimdi bizim resimlerimizi yapacağım. Senin için geçip gitmiş bir an olan şeyi, ben tuvalde yeniden yaşayacağım. Çünkü ben hâlâ o anda kaldım. Tablomuz devam ediyor, sevdiğim. Sana kavuşamadım. Sen benim sevgilim değilsin; ben sana kavuşabilen biri de değilim. Ama yine de sevdiğimsin. Resmimizi yapacağım, sevdiğim. Çünkü bazı anılar yaşanıp bitmez; insanın içinde kalır, sonra bir gün renge, çizgiye ve bir tabloya dönüşür.
Resimlerine bakmak, resimlerini öpmek istiyorum Alperciğim. İçimde sana ait ne varsa, hepsine sarılmak istiyorum. Kolunu koklamak, sesini duymak, bir ses kaydını, bir stickerını, bir fotoğrafını bile öpmek istiyorum. Senin dokunduğun, giydiğin, geçtiğin, oturduğun, anını bıraktığın her şey sanki sana açılan bir kapı gibi geliyor bana. Oturduğun masa, içtiğin bardak, yürüdüğün sokak... Hepsine sarılmak istiyorum. Çünkü sana sarılamıyorum. Seni o kadar çok özlüyorum ki, özlemim artık bir insana değil, senden kalan en küçük izlere bile dokunmak istiyor. Anlatamıyorum... Sadece çok özlüyorum seni, çok.