bir tanesi pembe bir kağıda yazılmış şekilde odamdaki duvarda durur. kağıt solmuş, yazı solmuş. tarih yok. belli ki çok önce yazmışım.
masanın üstünden yükselen kitapların arkasında, haritanın yanındaki posterin köşesine yapıştırmışım. ne yaşamışım neye bu kadar üzülmüşüm, inan ki unutmuşum. tek şundan eminim ki, yazarken çok mutsuzmuşum.
muhakkak geceymiş ve muhtemelen kendimi yapayalnız hissetmişim. kim bilir kime neden küsmüşüm. kırılmış kalbim belli, kimin kapısında asılı kalmışım kim bilir, kimin için terk edilmişim.
bazı sabahlar masanın üstündeki aynadan saçlarımı toplarken göz ucuyla bakarım ona. çok zaman oldu düşünmeyi bıraktım artık, ne için yazıp astığımı bunu ve hiç bir zaman aklımdan geçmedi indirmeyi ordan onu. çünkü sebebi ne olursa olsun, öldürmeyen acı saygıya değer bir acıdır. düşünsene hayatta kalmışım, bırakmışım geride her ne ise, kimsenin ruhu duymamış, unutmuşum, mutlu olmuşum mutlu etmişim ondan sonra bile. demek ki büyük bir savaş vermişim ve ben yenmişim. ben o kanlı, acımasız savaş meydanından sağ salim evime gelmişim. işte tüm bunlara saygımdan, o küçücük kağıt parçasını oradan indiremeyişim.
duvardaki yazı:
"benim ninniye ihtiyacım var. kalbime küçük ve hasta bir çocuğa bakar gibi bakıyorum"