Beklemek. Kaçmak. Saklanmak ve yine beklemek, bir başka gidiş, bir başka kaçış için. Durup dinlenmeden gitmek, gitmek, gitmek. Dünyanın dört bir köşesine savrulmak, dünyanın dört bir köşesinde barınabilmek, tutulabilmek, başarabilmek için çabalamak. Hiç durmadan,
dinlenmeden, çılgınca çalışmak, sonra yine sökülmek kök salmaya başlanmış topraklardan ve yine gitmek. Vatansız olmanın bedeli, vatansız bir ırka mensup olmanın değişmez kaderiydi bu!
-Siz neden yapıyorsunuz bütün bunları? Eşiniz de Yahudi değilmiş üstelik.
- Bu toz dumanın içinde, insan olduğumu, insan kaldığımı kendime kanıtlamam lazımdı Selva.
-Hayatınızı tehlikeye atarak mi?
- Hayat dediğin nedir ki? Eninde sonunda hepimiz ölecek değil miyiz? Bari yaşam süremizi şerefli emellerle dolduralım da, yaşadığımıza değsin.