Bir gazeteci, 102 yaşındaki bir adamla röportaj için adamın evine gider. Gazeteci yaşlı adama ilk olarak bu kadar uzun süre yaşamasının ve bu yaşta böyle sağlıklı, dinç ve neşeli olmasının sırrını sorar.
Aslında gazetecinin beklediği, “Hiç alkol ve sigara kullanmadım, sporu hayatımdan hiç eksik etmedim” türünden bir cevaptır.
Ancak yaşlı adam, gazeteciye beklenmedik bir cevap verir:
“Evlat, Allah’ın bana lütfettiği her gün, erkenden uyanır ve halime şükredip pencerenin önüne giderim. Bir iki dakika dinlendikten sonra, hava ister güneşli, ister yağmurlu, karlı, ister sıcak, ister soğuk olsun kendime şunları söylerim: Bu tam benim istediğim gibi muhteşem bir gün.
Hayat bize asla muhteşem bir gün sunmayacaktır. Çünkü bir günün muhteşem olup olmadığı bizim onu nasıl gördüğümüze bağlıdır.
Hayatın bize sunduğu anlamlar onu nasıl karşıladığımızla alakalıdır. Hayatın anlamı o an ne hissettiğimizle ilgilidir.