Çocukken bir çok şeyi görmüyoruz: İyiliği, kötülüğü, doğruyu, yanlışı ayırt edemiyoruz. Büyüdükçe her şey sanki korkunçlaşıyor gibi. “Kötü insanlar” olduğunu fark ediyoruz. Nasıl bu kadar kötüler diye şaşırıyoruz. Duygusuz insanları keşfediyoruz. Daha sonra iyi insanları, ailemizi, yabancı ama çok merhametli insanları fark ediyoruz. Aslında hayatın kolay olmadığını, her şey zor olduğunu ve bu denklemde “doğru ve iyi” kalabilmenin tek yolunun inancına sımsıkı sarılmak olduğunu fark ediyoruz.
Ömür çok kısa aynı yaşlılarımızın dediği gibi. Sonsuz dünyaya hazırlıklı gitmek, bu dünyada elinden geldiğince iyi ve doğru olmakla mümkün sanırım. Elinden geldiğince diyorum çünkü tam anlamıyla iyi ve doğru olmak imkansız fakat kural net: son nefese kadar iyi ve doğru olmaya çalışmak şart.