Az önce bitirdim kitabı.
Yerinden edilmiş, mülklerine el konulmuş, varlıkları ve kültürleri yok sayılmış, buna karşılık dağların özgürlüğünü, çıkarlar dünyasına yeğlemiş bir halkın öyküsü... klasikleşmesi gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çünkü ben, kitabı okumadan önceki ben değilim sanırım. Ağlayabileceğim bir yerde olmadığımdan içime içime ağladım ve yüreğimin sıkıştığını, içimin sızladığını hissediyorum. Duygusu ve öğretisi çok yoğundu.
"Yüreği olan bir kitap." Demiş Buket Öktülmüş.
Kendimi ve sahip olduklarımı, hayattan beklentilerimi hatta hayallerimi sorgulattı.
Hemen yeni bir kitaba başlayamayacağım. Hissetirdikleri ve bende açtığı kapılar üzerine biraz düşünmek, içselleştirmek ve bir parkta oturup saatlerce ağaçları seyretmek, kuşları dinlemek istiyorum. Belki buraya tekrar döner uzuuun uzuun anlatırım. Gerçi Osman Özkul, anlatılması değil hissedilmesi gereken bir kitap demiş. Öyle.
"Körleşitren, duyarsızlaştıran, duygusuzlaştıran, mekanikleştiren günümüz atmosferini, yırtıp atan, insanî duyarlılığın görkemli bir direnişi !!"
esenlikle kalın. ( "Esenlik, insanın, insana ve doğaya duyguyla bağlı olma halidir." Erich From)
(Sırada, Forrest Carter-Dağlardan Sorun Beni, Batı Barut Kokuyor, Kan Yerde Kalmaz,
J.M Vasconcelos-Kavık var sanırım. Hediye kabul edilir :)))))