“Rabbin şöyle emretti: Sadece Allah’a ibadet edeceksiniz. Ana ve babanıza iyi davranacaksınız. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara “of!” bile deme! Onları azarlama! Onlara saygıyla hitap et! Onlara merhamet ederek tevâzu kanadlarını aç da, “Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl şefkatle büyüttülerse, sen de onlara öyle merhamet et, de!” İsrâ sûresi (17), 23-24
Müşrikler, amcası Ebû Tâlib vasıtasıyla Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e haber göndererek dâvâsından vazgeçmesini istediler.
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz amcasına, bu husustaki azim ve gayretini ortaya koyan şu muhteşem cevabı verdi:
“–Amca! Vallâhi; Allâh’ın dînini tebliğden vazgeçmem için, güneşi sağ elime, ayı da sol elime koyacak olsalar, ben yine de bu dâvâdan vazgeçmem! Ya yüce Allah, onu bütün cihâna yayar, vazifem tamam olur yahut da bu yolda ölür giderim!”
Sonra da mübârek gözleri yaşardı ve ağladılar. (Bkz. İbnü’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-Târîh, II, 64)