Evlilik sözde sevgi üzerinde kurulan bir kurumdur ama nedense pek az evlilik doğru düzgün yürüyor. Neden çoğu evlilik mutsuzca yaşanıp ancak evliliğin sonuna kadar karşılıklı ve zoraki tahammül ile sürüyor? Sevgi nerede kaldı? Sorun şudur ki, evliliklerin çoğu karşılıksız bir sevgiye değil, bencil bir sevgiye dayalı olarak başlıyor ve öyle devam ediyor. İnsanlar birbirine âşık olunca pak bir sevgi yakaladıklarını sanıyorlar, ancak o aşkın gelip geçici bir duygu olduğunun farkında olmuyorlar. Çiftler genelde evlenene kadar aşkın rüzgârıyla sürüklenirler; ama ardından evliliğin zorluklarıyla karşılaşınca hemen pes ederler. Neden? Çünkü birbirlerine besledikleri sevgi kendi egolarıyla sınırlıdır.
Allah'ın asıl amacı dünyada güzel ve rahat bir yaşam süren insanla sevgisini paylaşmak, onunla yakınlaşarak bütün hikmetini, bilgeliğini ve doğruluğunu insana akıtmaktı.
Ne yazık ki, insanoğlu her şeyin sahtesini oluşturabildiği gibi sevginin de sahtesini ortaya çıkarmıştır. Örneğin başkasının malını seven var. Bu sevgi değil, kıskançlıktır. Ya da komşusunun karısını seven var. Bu sevgi değil. şehvettir. Para seven var. Bu sevgi değil, hırstan doğan putperestliktir. Sevgi kelimesini öyle çok kullanıyoruz ki, asıl anlamını neredeyse yitirmiştir. Oysa ki, sevmenin gerçek anlamı kendini değil, başkasını düşünmektir. Yani hakiki sevginin özünde benlik denen hiçbir şey yoktur.