Bu yeni yaraların altında, eski olanları görebiliyorum. Yaralarım bir baraj gibi. Bir kunduz, sadece yeni dalları ve çubukları eskilerin üzerine istiflemeye devam ediyor.
Dünya bir okyanus olur, okyanus beni yıkayıp geçer, suyun sesi sağır edicidir, sular kalbimi boğar, paniğim gezegenler kadar büyük hâle gelir. Serbest kalmam gerek, kendimi dünyanın beni incitebileceğinden daha fazla incitmem gerek; kendimi ancak o zaman rahatlatabilirim.
Ellerini geri istiyorum, belki bu kez vücudumu sarmalamasını. Belki bana karşı böylesine yumuşak davranırken başımı omzuna koyabilirim ve bir süre öylece kalıp kokusunu içime çekebilirim.