Salih Erman

Salih Erman
@serma
6 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Sahih kıssalarda mucizeler dahi eşyanın tabiatı gereği vuku bulurken, habis kıssalarda olagelen hadiseler bile us dışı bir aritmetiğe tabidir. Sebep sonuç ilişkisi kurarak neticeye ulaşmaya çalışan, zamandan azade hikmetin azameti karşısında azami yüz senelik hayatını terazinin kefesine koyma cüreti gösteren insan için iyinin ve kötünün kıymetlendirmesini yapmak ne büyük bir ahmaklıktır...
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
...hakikatle yüzleşmek mazhar olmayan insana verilecek en büyük ceza sayılabilir ve bilmekle açılan bu ruh yarasının dermanı ölümden de öte hiçliğe karışmaktır.
Bu makûs hikaye, ona şahitlik edecek insanüstü mahlukatta kırıcı tesirler bırakmayabilir. Zira onlar gönlünde maddeden öte yükleri kaldırabilen şu kızcağızın mukavemetini tecrübe etmek için belki de şahitliklerini sunacaklar. Fakat sen sevgili okur! Bu risalede kalbinin incineceği yerler olacağını bilerek çevir sayfaları ve tedirginlikle karşıla önüne düşen her yeni paragrafı. Çünkü okuyacakların gerçekten yaşanmış şeylerdir...
...cemiyet hayatı, kendini kaybedip olmadığı bir kişi gibi dolanan, gaipten aldığı ilhamın bir neticesi sayılan inandırıcılığıyla adeta yamandığı sahte kimliğin sahibine dönüşen ve özü itibariyle bir ana ile babanın değil suistimal ile istismarın evladı olan şu sapaklığa bağrında yer açarsa kirli çamaşırları ortaya dökülebilirdi. Sosyal sözleşme dedikleri şey bu olsa gerekti. Ortaklaşa delirtilen, iğfal edilen, ötelenen çıkıntıları daha da batar hale geldiğinde öldürmek yerine tımarhanelere kapatıp törpülemek... İşte medeniyet! Ya ne olacaktı, eskilerin yaptığı gibi çılgınları nehir gemileriyle başka memleketlere mi postalayacaklardı?
Ruh tabiplerinin asli vazifesi, arızalı zihinleri sağaltmak yerine henüz arızalanmamış diğer zihinleri bulaşıcılığı göz ardı edilemez akıl hastalıklarından ve akıl hastalarından korumak ve böylece toplumsal barışı sağlamak olduğu için on yaşından beri bu kapılarda yatıp kalkan Feyza’nın iyileşmenin şöyle bir yakınından dahi geçtiği söylenemezdi. Ne de olsa insan sosyal bir canlıydı ve sürünün vasat istikbali uğruna kafadan noksanları, tırlatmışları, Leyla’ları ve de Mecnun’ları yani delilerin cümlesini, ilaçla uyuşturmak, beyinlerinin iki ayrı lobunu birbirinden ayırmak yahut kafalarına elektrik dayamak icap ederse ahalinin selameti için harekete geçmek elzemdi. Örselenmiş ruhundaki tahribatın bir sonucu olarak kendini kaybeden, zaman yitimleri yaşayan ve hatta bazen kimlik bölünmeleri suretiyle başka başka hüviyetlere bürünen Feyza’ya da sırf hasta diye toplumun huzurunu kaçırması konusunda iltimas geçilemezdi.