Yaptığımız şeylerle mi tanımlanınz? Varlığımız, teşebbüs ettiğimiz şeyler üzerinden mi tanımlanır? Kadın ve erkek yaptıkları şeyler midir, yoksa kişiliğimizin hakikatiyle eylemlerimiz arasında bir fark, bir mesafe var mıdır?
Sen kimseyle konuşmuyorsun. Ağzını açacak olsan da bayramlardan nefret ettiğini söyleyeceksin nasılsa. Aralık ayı geldi mi başlardın şikayet etmeye, şu bayramlar geçse de kurtulsak derdin, ama bana kalırsa sen sadece mutluluktan nefret ediyormuş gibi yapıyordun, mutsuz bir hayata sahipmiş gibi görünüyor olabilirdin ama öyle bile olsa, bunu kendin seçmiştin, mutsuzluğunun kontrolü sendeydi, buna inandırmak istiyordun kendini, sürekli insanlara çok zor bir hayat sürdüğünü gösterme çabasındaydın ama bu hayatın senin tercihin olduğunu da bilmelerini istiyordun, keyif almaktan tiksindiğin için, neşelenmekten iğrendiğin için kendin seçmiştin bu hayatı.
Babayla oğul neredeyse hiç bakmazlar birbirlerine. Yalnızca oğul konuşur, ilk cümlelerini bir kağıda ya da ekrana bakarak okur, sesini babasına duyurmaya çalışır ama nedendir bilinmez, babası onu duyamıyor gibidir. Birbirlerine dokunacak kadar yakındırlar ama ulaşamazlar. Bazen tenleri buluşur, temas kurarlar fakat o anlarda bile birbirlerine uzaktırlar. Yalnızca oğlun konuşuyor olması ikisi için de şiddetli bir şeydir: Baba kendi hayatını anlatma imkanından mahrumdur, oğulsa asla alamayacağı bir yanıtı beklemektedir.