S.

Bir akşam kasabanın barında, herkesin önünde, keş­ke senin yerine başka bir oğlum olsaydı dedin. Haftalar boyunca ölmek istedim.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Yaptığımız şeylerle mi tanımlanınz? Varlığımız, teşebbüs ettiğimiz şeyler üzerinden mi tanımlanır? Kadın ve erkek yaptık­ları şeyler midir, yoksa kişiliğimizin hakikatiyle eylemle­rimiz arasında bir fark, bir mesafe var mıdır?
Sen kimseyle konuşmuyor­sun. Ağzını açacak olsan da bayramlardan nefret ettiğini söyleyeceksin nasılsa. Aralık ayı geldi mi başlardın şika­yet etmeye, şu bayramlar geçse de kurtulsak derdin, ama bana kalırsa sen sadece mutluluktan nefret ediyormuş gibi yapıyordun, mutsuz bir hayata sahipmiş gibi görü­nüyor olabilirdin ama öyle bile olsa, bunu kendin seç­miştin, mutsuzluğunun kontrolü sendeydi, buna inandır­mak istiyordun kendini, sürekli insanlara çok zor bir ha­yat sürdüğünü gösterme çabasındaydın ama bu hayatın senin tercihin olduğunu da bilmelerini istiyordun, keyif almaktan tiksindiğin için, neşelenmekten iğrendiğin için kendin seçmiştin bu hayatı.
Ya unutacaktık ya ölecektik ya da unutarak ölecek­tik. Unutmak ya da ölmek ya da unutmak ve unutmaya çalışırken ölmek.
Babayla oğul neredeyse hiç bak­mazlar birbirlerine. Yalnızca oğul konuşur, ilk cümlelerini bir kağıda ya da ekrana bakarak okur, sesini babasına duyurmaya çalışır ama nedendir bilinmez, babası onu du­yamıyor gibidir. Birbirlerine dokunacak kadar yakındırlar ama ulaşamazlar. Bazen tenleri buluşur, temas kurarlar fakat o anlarda bile birbirlerine uzaktırlar. Yalnızca oğlun konuşuyor olması ikisi için de şiddetli bir şeydir: Baba ken­di hayatını anlatma imkanından mahrumdur, oğulsa asla alamayacağı bir yanıtı beklemektedir.