kötü günlerin hafızası
İnsanlar neden kötü olayları iyi olaylardan daha çok hatırlar biliyor musun Nisera? Belki de bunun cevabı düşündüğümüz yerde değildir. Belki mesele kötü şeylerin daha ağır olması da değildir. Çünkü insan hayatına dönüp baktığında en çok acı çeken anlarını değil, en çok değiştiği anları hatırlar. Ve ne gariptir ki değişim çoğu zaman mutluluktan değil, kayıplardan doğar. Hiç kimse çok sevildiği bir günü oturup saatlerce düşünmez. Ama eksik bırakıldığı bir geceyi yıllarca içinde taşır. Çünkü sevgi insanı olduğu yerde bırakır bazen, acı ise onu hareket etmeye zorlar. İnsan en çok canının yandığı yerde kendisiyle karşılaşır. Düşünsene... Çocukluğundan kalan en parlak anıları hatırlamaya çalış. Muhtemelen tek bir güne ait değillerdir. Güneşli bir öğleden sonra, bir kahkaha, bir sokak, bir koku... Hepsi birbirine karışmıştır. Çünkü mutluluk yaşanırken zamanın içine karışır. Ama canını yakan bir günü hatırladığında her şey yerli yerindedir. Hava nasıldı, hangi şarkı çalıyordu, ne giymiştin, ne hissetmiştin... Çünkü insan acıyı yaşarken ilk kez zamanın farkına varır. Belki de bu yüzden kötü anılar daha net değildir aslında; sadece ruhumuz onlara daha uzun süre bakmıştır. Ama bence asıl sebep başka bir şey. İnsan mutlu olduğu anlarda dünyaya inanır Nisera. Her şeyin olması gerektiği gibi olduğunu düşünür. Bu yüzden mutluluk zihinde bir soru bırakmaz. Oysa kötü olaylar insanın dünyayla yaptığı anlaşmayı bozar. Güvendiğin biri gider, olmayacağını düşündüğün bir şey olur, sonsuza kadar süreceğini sandığın bir duygu biter. İşte o zaman zihnin durup aynı yere tekrar tekrar dönmeye başlar. Çünkü yaşanan şeyi değil, yıkılan inancı anlamaya çalışıyordur. İnsan eski sevgilisini unutamadığını sanır mesela. Oysa çoğu zaman unutamadığı şey o kişi değildir. O kişinin yanında kurduğu
Sana çiçek verene gül bahçesi sunma, Çiçeğin karşılığı çiçektir...
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Herkes kendi yolunu izler. İnsan bir ağaç gibidir. Neden kiraz vermiyor diye incir ağacını hiç azarladığın oldu mu? Nikos Kazancakis
1000Kitap
Bi kaç gündür gelemedim buralara. Sebeplerini mühim değil aslında şöyle bi oturup düşününce. O ya da bu sebepten kırılıyor insan, İçerliyor, Sustukları ağırlaşıyor, Söylemek için kıvranıp sonra susunca birikiyor işte. Deniz sakinken izlemek dinginleşiştirir insanı,dalga boyları büyüdükçe kıymetini bilmeyene ürkütücü gelir dışardan izlemesi. Sakinken, usul usul kıyıya vurup ordan oraya savurmayıp ruhunu okşarken güzelde neden dalga boyları insanı aşıp içinde ne varsa kıyıya vurunca güzel gelmez ki insana.. Denize benzetirim kendimi.. Başka başka hallerim var bilirim ama bazen bir serçe bazen bir deniz bazen de huysuz aksi bir şey işte. Ama bugün deniz gibiyim. İçimdeki denizi anlatmak uzun uzun yazmak istiyorum bugün Eylül.. Uzaktan bakınca sakin gelir hep dedim ya. Maviliği, Huzuru, Dingingi. Ne zaman bi su birikintisi görsem içimi dinlendirmek ister oracıkta. Ama biraz yaklaşıp kendimi verdiğimde o suyun içinde görünmeyenleri görürüm. Tıpkı kendi içimde sakladıklarım gibi. Dışarıdan ne kadar sakin görünürse görünsün, derinlerinde anlatamadığı,döküp saçamadığı hikâyeler taşır gibi hissederim.Bana sorarsan kıyıya usulca vuran dalgalar gibidir derim sevgi. Sessizce gelir, yormadan dokunur insana. Bir çift gözde, bir gülüşte, bir sesin sıcaklığında kendine yer bulur. O anlarda deniz, insanın içine işleyen huzurun ta kendisidir benim için.. Ama bir gerçek var ki her deniz sonsuza kadar sakin kalmaz. Bir rüzgâr eser, gökyüzü kararır ve dalgalar yükselmeye başlar. İşte o zaman deniz özlemenin haline benzer. İçinde tuttuğun her şey kıyılara vurmaya başlar. Söyleyemediklerin, sarılamadıkların, beklediklerin. Hepsi köpük köpük yüzeye çıkar. Ne kadar güçlü görünmeye çalışırsan çalış, bazı fırtınalar insanın içinde kopar. Her şeye rağmen denizin en güzel yanı bu
"Bütünsel Öğrenme: "Eğitimin geleceği, beyni bütüncül olarak ve etkin kullanmakla ilgilidir. Beyin; mantıksal ve sezgisel kısımların uyumuyla tam potansiyeline ulaşır."Sevgi ve Eğitimin Temeli: "Eğitimden önce kalp gelir. Çocukları eğitmenin temeli, onlara duyulan saf sevgiye dayanır." (Prof. Shichida ve erken yaşta çocuk gelişimi)
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam