Bertrand Russell'ın direnemeyeceği biçimde içine yerleşen üç basit tutku vardı ve bunlar hayatına yön vermişti:
-sevgi ihtiyacı
-bilgi açlığı
-acı çeken bütün insanlarla hüzünlü bir birliktelik

filhakika, bir alıntı ekledi.
 17 May 19:05 · Kitabı okuyor

Bertrand Russell
Üç tutku yönlendirdi hayatımı. Sevgi açlığı, bilgi arayışı ve başkalarının acılarına yönelik dayanılmaz bir merhamet. Aşk ve bilgi göklere yükseltti ama merhamet her seferinde çekip yere indirdi beni.

Pervane, Şükrü ErbaşPervane, Şükrü Erbaş

Russell: Üç tutku yönlendirdi hayatımı: Sevgi açlığı, bilgi arayışı ve başkalarının acılarına yönelik dayanılmaz bir merhamet. Aşk ve bilgi göklere yükseltti ama merhamet her seferinde çekip yere indirdi beni.

Kafka: İyi, bir bakıma rahatsızlık vericidir.

Nietzsche: Sert olun.

A., bir alıntı ekledi.
09 May 20:02 · Kitabı yarım bıraktı · Beğendi

hayatı boyunca sevgi açlığı çekmişti. doğası sevgiye özlem duyuyordu. bu yaradılışından gelen organik bir sistemdi. yine de onsuz devam etmiş ve zaman içinde katılaşmıştı. sevgiye ihtiyacı olduğunun farkına varmamıştı.

Martin Eden, Jack London (Sayfa 27 - ilya izmir yayınevi)Martin Eden, Jack London (Sayfa 27 - ilya izmir yayınevi)
Gökhan Aktaş, bir alıntı ekledi.
06 May 21:45 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kabullenilmekten korkuyorsunuz. Sevgi açlığı çekmenize rağmen bir başka insanın gözlerinin içine bakmaktan korkuyorsunuz.

Beyaz Kitap, Ramtha (Sayfa 71)Beyaz Kitap, Ramtha (Sayfa 71)
Murat Sezgin, Açlık'ı inceledi.
30 Nis 22:51 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yazacaklarım karnı tok bir insanın yazdıklarıdır. Bunları okuyacak olanlar da toktur. Kitabın verdiği gerçek açlık duygusunu hiçbirimizin gerçekten anlamasına imkân yok. Bu yüzden açlık hakkında beylik laflar etmeyeceğim. Ama birazcık empati bizi kurtarır.

Kitabın konusu kısaca şu şekildedir: “Açlık romanı, yazar olmak amacıyla Kristina’ya gelmiş, bir taraftan açlık ve sefaletle boğuşurken diğer taraftan hayallerini gerçekleştirmeye çalışan genç bir insanı anlatır. Başkarakterimiz Andreas Tangen, tek ideali yazar olmak olan, oldukça gururlu ve alçakgönüllü ama bir o kadar da aç ve sefil biridir.” Kitap da bunun üzerinden gelişir.

Yazar kitapta bizden şu sorulara cevap vermemizi istemiştir: Her roman, her edebi roman, romanın sınırları içinde insan varoluşunu, gizemini keşfetmeye çalışıyorsa açlık bunun neresindedir? Açlığın iradeye etkisi nedir? Olaya biraz farklı bakınca sanki etrafımızda olan iyi ve kötü her şey açlık gibi geliyor bana. Güç istenci, hükmetme, sömürme, savaş, kapitalizm, emperyalizm, cinayet, tecavüz, ölüm, hastalık, kumar, para, merak, …: Açlık. Sevgi, aşk, arkadaşlık, bilgi, ilgi, inanç, okumak, yazmak, sanat, ..: Açlık. Yaşamın ve ölümün arasına durmuş en geniş kapsamlı kelime ya da olgulardan biri açlık. Bu kadar geniş kapsamlı bir kelimenin insan varoluşuna olan etkisi kesinlikle yadsınamaz. Kitapta açlığın kahraman için artık varoluş sebebi haline geldiğini görürüz. Açtır ama gururludur. Yazdığı yazıların bir gün kendini hiç aç bırakmayacağını düşünür. Ama bu isteğine ne kadar ulaşabilmiştir? Bir nevi kahraman her gün aç olmak için yaşatılır. Yazar her gün aç olarak yaşamanın imkânsızlığının farkında değil miydi sanki? İşte işin ironisi de buradadır. Açlığı varoluş sebebi haline getirmek gerçekten büyük bir ironi ustalığı ister. Hamsun da bana göre bunu başarmıştır.

Açlığın iradeye etkisini anlamak için iradeyi tanımlamak gerekir önce. Ben iradeyi insanın çeşitli baskılar altında kalmadan sadece kendi gücü altında bilerek ve isteyerek karar verme ve davranma özgürlüğü olarak tanımlıyorum. İşe dış koşullar dâhil olduğunda irade denen şey kendi çemberi içindeki gücünü kaybetmeye başlar. Kitap bu çemberi açlıkla sınıyor. Aç olduğunuzda gözlerinizin önü bulanıklaşır, başınıza ağrılar girer, doğru düşünemezsiniz. Tüm vücut fonksiyonlarınız etkilenir bundan. Açlık için şöyle diyordu bir yazar: “Hiçbir korku açlığa karşı direnemez, hiçbir sabır onu aşındıramaz, açlığın olduğu yerde iğrenme varolamaz, hurafelere, inançlara, ilke diyebileceğimiz şeylere gelince de, bunlar rüzgârın savurduğu saman çöplerinden farksızdırlar.” Aslında Hamsun açlığın iradeye etkisini çok bariz gözlerimizin önüne serer. Kahramanımız “Bütün ömrüm bir mercimek çorbasına fedadır.” demiyor mu? Kitabın kalbi, tek başına bir romandır belki de bu cümle. Bir insana bunu söyletecek tek şey açlıktır. Yine kemiği kemirmiyor mu? Karnını doyurmak için tekrar tekrar tükürüğünü yutmuyor mu? Tanrıya açlığı için isyan etmiyor mu? Nerede burda iğrenme, ilke ya da inanç? Ne kadar haklıydı tartışılır, Cioran özgürlük afiyette olanların safsatası demiyor muydu? Açsın, irade denen şey çemberini iyice daraltmış, hangi özgürlükten bahsediyorsun sen.

Kahramanın geçmişine dair herhangi bir bilgiye rastlamayız romanda. Bu kasıtlı boşluk doğal olarak bize kahramanın geçmişinde neler yaşayıp, bugünlere nasıl geldiğini düşündürür. İsmi de sadece bir iki yerde geçer. O bir nevi hiç kimsedir. Kimse görmez, varlığı sadece dışardakileri rahatsız eder. Kimse kemik kemirdiğinin farkında değildir ya da tükürük yuttuğunun. Kimse düğme satacak kadar aç olduğunu bilmez. Kahramanın geçmişine dair bu boşluk ve bilinmezlikler açlığın evrenselliğinin simgesidir. Yazarın hayatından izler taşısın taşımasın açlık bir bireye ya da topluma özgü değildir. Tüm evrene özgüdür. Bu bakımdan olacak ki benim kahraman dediğim şey açlığın ete kemiğe bürünmüş halidir.

Romanın dili her bölümde duygulara aracı olmak bakımından aynı özellikte ve üretim konusunda da aynı doğrultudadır. Yazarın dilindeki bu homojenlik ve vejetatiflik, bize romanın her sayfasında açlığın iliklerimize işlenmesini sağlar. Bu açıdan bakıldığında dil bir aktarma aracı olmaktan çıkar hissedilen bir sıcaklık olarak bize geri döner. Okur bu sıcaklığı hissettiğinde gerçek açlığı da hissetmeye başlar. Kahramanın açken tanrıya kızmasının, açlıktan köpek gibi kemik kemirmesinin çaresizliğini görmemiz yazarın sıcak dili sayesindedir.

Şimdi açlığa çare önermeye kalksam bu çok dürüst bir yaklaşım olmaz. Benim diyeceğim şey önce biraz empati ve merhamet. Bu ikisini tam anlamıyla yapamadıkça hiçbir şeye tam anlamıyla çözüm bulamayacağız. Suçlanacak birileri varsa insanda empati ve merhameti kurutmaya çalışanlardır. Ve son bir şey. Başta söylediğimle biraz çelişmek gibi olacak ama tok açın halinden anlamaz sözünü hiç sevmem. Anlayacak, anlamalı da. Anlamadığımız yüzünden bu boyutta. Lütfen o sözü kullanmayın.

Bu kitabı çok değerli bir arkadaşım hediye etmişti. Etmese daha da okumazdım sanırım. Bu yüzden teşekkürü borç bilirim kendisine. :) Keyifli okumalar.

Üç tutku yönlendirdi hayatımı: Sevgi açlığı, bilgi arayışı ve başkalarının acılarına yönelik dayanılmaz bir merhamet. Aşk ve bilgi göklere yükseltti ama merhamet her seferinde çekip yere indirdi beni.

Bertrand Russell

TC Neslişah Özbay, bir alıntı ekledi.
02 Nis 21:27

özellikle sevgi açlığı içinde olan kişiler bu insanların sistemine kolayca kapılır ve sömürülürler. çoğu özsever insan, davranışlarının bilincinde değildir. için için bir suçluluk yaşarsa da bunun insanlara bir şeyler verememesinden kaynaklandığını göremez. kimi ise durumu biraz farkeder gibi olsa da görmezlikten gelme eğilimindedir ve bu tür davranışlarını sürdürür. çünkü, bir başka tür ilişki kurmayı öğrenememiştir, dolayısıyla seçeneği de yoktur.

bu insanlar hepimizin çevresinde bulunur ve zaman zaman bizde kızgınlık yaratırlar. yalnızca işi düştüğünde ya da dert anlatmak için bizi arayanlar, karşılaştığımızda bizim o andaki koşullarımız ne olursa olsun sürekli kendilerinden ve sorunlarından söz edenler oldukça sık yaşadığımız örneklerdir. böylesi insanlar gerçekten bizi görmek istedikleri için değil, o anda yalnız kalmak istemedikleri için bizi ararlar, ilişkileri sürdürme çabalarının gerisinde de <<günün birinde gerekli olabileceğimiz>> düşüncesi bulunur. bize ilgi gösterirler; ama bu bizi anlamaya çalışmaktan uzak, <<yatırım>> amacını içeren bir tutumdur. kısa bir süre sonra mutlaka karşılığında bir şeyler istenir, veremediğimizde de kendi verdiklerini hatırlatarak bizi suçlamaya çalışabilirler. vaktiyle gösterdikleri ilginin, aslında bize gerçekten bir şey vermekten çok, kendi yalnızlıklarından kaynaklandığını ve karşılık beklentisiyle verilen şeyin vermek olmadığını göremezler.

İnsan Olmak, Engin Geçtanİnsan Olmak, Engin Geçtan
Efşan, bir alıntı ekledi.
 02 Nis 13:02 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Bertrand Russell
Üç tutku yönlendirdi hayatımı: Sevgi açlığı, bilgi arayışı ve başkalarının acılarına yönelik dayanılmaz merhamet. Aşk ve bilgi göklere yükseltti ama merhamet her seferinde çekip yerlere indirdi beni.

Pervane, Şükrü ErbaşPervane, Şükrü Erbaş