• Herkes gider
    Ne?
    Bilmiyor muydun sanki
    Sevgili kalbim!
    Neden hâlâ apartman boşluğunun
    Gün ışığı görmeyen penceresinde
    Kuş sesleri beklersin?
  • Bu mektubum canım ablam sueda reyyan 'a ithafendir.
    Not: {En başta nefsime tabiki 🤗}

    Sait Faik Abasıyanık'ın "Yazmasaydım deli olacaktım" itirafıyla teselli ediyorum ben de kendimi şu sıralar.Aslında içimde avazı gökleri lerzeye getirecek kadar çığlık çığlığa
    konuşan,dile gelmeyen o kadar his var ki çoğunu duymuyorsun bile sen.Kalbinin yüküne,yük olmak istemeyişimden.Kalemimin sırrını senin nahif gönlüne taşımasına izin vermiyorum çünkü.Mürekkebimi yutkunarak, satırlarla cedelleşiyorum.İzin verirsem belki tasıyamazsın,dayanamazsın.
    Belki de mesuliyet ağır gelir cılız bedenine.Ya susturamazsan o çığlıkları?
    Ondan dolayı sımsıkı bohçalara sarıp sarmaladım içimde saklı hislerimi;
    el değmesin ,göz değmesin ,yürek değmesin istiyorum.Hiç kimse hatır sormasın istiyorum.

    Hem kim yüklenmek ister ki onları, Sevgili Dost ?
    Hem kim yanmak ister ki, dostunun derdiyle ?
    Hem kim dinlemekle huzurunun kaçmasını,rahat ve şirin yaşamının tadının kaçmasını ister ki ?

    Sevgili Dost,

    Aşk'ı Sükun'da da geçiyor ya yüreğim ah'larla incinmiş,kalbim bölük bölük dualarla yüklü,umudumun takati kalmadı.Hatıralarım canımı yakmakta.Yine de ne güzel tesellidir;

    "Acaba göklerin ve yerin Hâlık’ından başka kim kalbimizdeki en ince ve gizli hisleri bilir, ahireti yaratarak bizim için geleceği kim aydınlatabilir ve bizi dünyanın yüz binlerce boğucu dalgasından kim kurtarabilir?" yakarışı...

    Sevgili Dost,

    Sen de batıp gidenlere karşı alakanı kesip, ayetin bizlere fısıldadığı gibi;

    "La uhibbul afilin" diye haykır hadi...

    "Ben batıp gidenleri sevmem" diyerek kalbinin kapılarını bir bir kapat yüzlerine, tam bir teslimiyetle.

    Sevgili Dost ,

    Denizi sever misin? Evimin penceresinin kenarına kollarımı dayayıp denizin enginligini hissetmek isterken,kocaman binalar ittifak edercesine adeta denizle görüş açımı kesmekte.Evimin manzarasını iş makineleri,inşaat işçileri,tuğlalar vs. işgal etmekte.

    Taş ve soğuk zeminler yüreğimin ummanına kulaç atıp yüzmek yerine; ölümü ve cansızlığımı yüzüme yüzüme çarparak hatırlatıyor fani hayatın soğuk nefesini.

    Sevgili Dost,

    Ayrılıklar ne zor!
    Dünyada sabrımızı tüketen,takatimizi aşan,karşı koyulmaz ve yakıcı ayrılıklar var.

    Sevdiklerimizden ,dostlarımızdan ayrılık da böyle dayanılmaz işte!

    Onların gurbetine değil iki gözüm,binlerce gözüm olsa ağlamak istiyorum diyormuş ya bir mütefekkir, nasıl da ağır değil mi?

    Ahh bu dünya ne kadar da gaddar, ne kadar da aldatıcı değil mi Sevgili Dost?
    Şu anda da gözyaşlarıma engel olamıyorum.
    Şu hayat yükü cekilebilir gibi değil.

    Bak, insaatçi ustalar nasıl da çiviler çakıyor tahtaları sağlamlaştırmak için.

    Sevgili Dost,

    Sen de faniliğini hatırlayıp bu dünya seni bırakmadan, seni terk etmeden ebedi hayatını ıssız, yıkık ve harab bırakmamak için çiviler çakıyor musun ömrüne?

    Ebedi hayatına kavuşmak için,ömrünün levhalarına uyarak duvarlar örüyor musun?

    Karanlıklara boğduğun hayatını avizelerle ışıklandırıyor musun,rengarenk süslerle zinetlendiriyor musun?

    Pencereler açıyor musun, öteler için?

    Dısarının gürültüsü ve keşmekeşliğinde "özünü" kaybetmemek,kırılgan rüzgarlarda ruhunu daha fazla incitmemek için nefsinin hücumlarına karşı yalıtıma tabi tutuyor musun benliğini?

    Sevgili Dost,

    Deniz masmaviliğiyle uzaklardan,sonsuzluğu müjdeleyip halen göz kırpmakta.

    Seyyar bir dünya olan ömrün ise hiç geçmeyecekmiş gibi karşında dikilip, sağlammış gibi gözünü boyamakta,her şeye malikmis gibi ahkam kesmekte.

    Sevgili Dost,

    Sakın aldanma.Zira dünya aldatıcı!
    Ömür geçiyor!
    Senin de ömrün bitecek!

    Rabbini sevmek için verilen kabiliyetinin sızıntılarını, nefsinin çölünde kurutma sakın.

    Rahmetinin çiçek bahçesi olan varlığını geçici heveslere şiddetli alaka göstererek, susuz bırakıp soldurma lütfen.

    Her gün dolup boşalan bu misafirhanede, sen de bir misafir olduğunu lütfen unutma.

    Madem ki her şey Allah'tan, başına gelen musibetlere küsmek değil, aksine, muhabbet duymak gerek.Hatrını yoklayana kıymet gerek.

    O halde hatırla Sevgili Can Dostum,

    "Dünya madem fanidir, değmiyor alaka-i kalbe."
  • Sana yazıyorum bunu ey Sevgili. Okuyamayacaksın biliyorum çünkü yoksun artık ve yavaş yavaş ölüyorsun içimde. İstemiyorum ölmeni, unutmak istemiyorum seni ama yavaş yavaş siliniyorsun hafizamdan. Benden gittin kalbimden gitme bari, nolur. Bunu okuyamayacaksın ama ben yine de yazıyorum, rahatlatıyorum kalbimi. Unutmam demiştin nasıl da unuttun ama. Geride bıraktın. Zaafımsin demiştin bilinmeyenim... Şimdi ağlıyor kalbim acıyor çok.
  • Ne dersin bu akşam, sen garip kişi, sen biçare,
    Ya sen kalbim, sen ki vaktiyle çiğnendin ey kalbim,
    Ne dersin en güzel, en iyi, en sevgili yâre,
    İlahi bakışıyla nasıl şenlendin ey kalbim?
  • Sevgili dost,
    “Kalbimi alıp uzaklara gitmek istiyorum.”Çünkü aklım hep kurcalanacak.”Kalbimi alıp”çünkü kalbim değişen kanı karşılayacak.”Uzaklara”çünkü gazeteler mürekkep ,radyolar ses,televizyonlar renk yapmak istiyorlar onu.”Gitmek istiyorum”çünkü gitmek kalmaktan daha pullu:Bir gece kıyafeti gibi ışıl ışıl parlıyor teni.Bir gece kıyafeti gibi soyuyor gurbetini.
  • Size bir savaşı anlatmak istiyorum, beynimiz ve kalbimiz arasında geçen...

    ...

    'Beni, yanımdakileri kullanmakla mı suçluyorsun?', diye sordu beynim.

    'Evet', dedi kalbim hiç düşünmeden. 'Sen mantıksın, bense duyguyum.'

    'Ah sevgili dostum', dedi beyin. 'İşte burada oldukça yanılıyorsun. Asıl duygu, benim. Benimle hissedersin, benim içimde çözümlersin her şeyini.'

    'Sus artık', diye bağırdı kalbim. 'Sen büyük bir yalancısın.'

    'Hayır hayır hayır. Bu işi en iyi sen becerirsin. İnsanoğlu aşık olduğunda kalbi hızlanır, çünkü bunu ben sağlarım. Kalplerinde bir ağırlık hissettiklerinde, bu onların beni hiçe saymalarının bir sonucudur. Sen yalnızca araçsın onlar için. Lütfen, artık bu kibrini bırak ve gerçekte ne olduğunu söyle.'

    'Yeterince değer görmüyorum', dedi kalbim. 'Ama görmem gerekiyor. Çünkü ben, asıl her şeyi hissettirenim. Benimle yarışamazsın. Ben durduğum an, sen de gidersin.'

    'Ben durduğum an ise', dedi beynim. 'Sen atsan bile kaybedersin.'