• Sevgiyi bilmeyen iyi insan yoktur. Çünkü sevginin lisanı her kalpte mevcuttur.

    Sevgisine layık biri çıkmamıştır karşısına sadece. Ve bu lisanı kullanacağı o an gelmemiştir...
  • Son günlerde öğrendiğim en muhteşem bilgi; bebekler yeni doğduğunda her şeyi kendisiyle bir bütün tek bir varlık olarak algılıyormuş. Uzmanlar bunu bebeklerin henüz algılarının gelişmediği için nesneleri ve kişileri ayrı ayrı kavrayamadığı gibi sebeplerle açıklasa da , bana tek bir şey düşündürdü ; O da bu dönemde bebeklerin varlığı en gerçek haliyle algıladığı ..
    Bu insanın ilk doğduğunda ve insan-ı kâmil olarak yeniden doğduğunda yakaladığı , hakikatini en perdesiz haliyle gördüğü doğumdaki saflığın ve berraklığın bir tür yansısı olsa gerek ..

    Bir bebek dünyaya gözlerini açtığında ise onun için Rahman’ın sıfatlarının en çok zuhur ettiği kaynak ise “anne”si zannımca. Kendisinden yeni bir şey dünyaya getiren , Yavrusuna “er-rauf “ esmasının tecellisi ile hep şefkatle bakan , “er-rezzak” esmasının tecellisi ile onu kalp hizasından rızıklandıran , “el-vedûd” esmasının tecellisi ile bebeğini çokça seven , “el müheymin “ esmasının tecellisi ile korunmaya muhtaç yavrusunu her daim gözeten , “es-sabûr” esmasının tecellisi ile hamilelik anından başlayarak bebeğinin her türlü haline sabır ve sebat eden, ve “el-cemil” esmasının tecellisi ile bir bebeğin nazarında hep en güzel görünen ..

    Bilemiyorum hiç dikkat ettiniz mi , istisnalardan söz etmiyorum ama; hangi dine mensup olursa olsun tüm insanlar bazen kendilerine yapılan bir hakarete bile kayıtsız kalabilirken annelerine yapılan bir hakarete çok daha fazla öfkelenir. Çoğunlukla babalarına yapılan bir hakarete dahi annesinde olduğu kadar hiddetlenmez . Bu refleksif hareketin sebebi ; bir çocuğun bilinçaltında “anne” kelimesinin ifade ettiği sevgi ve sıfatların yoğun tecellisinin vermiş olduğu bir kutsiyettir. Tüm insanlarda aynı tepki diyoruz çünkü, her anne bebek ilişkisi parmak izi kadar farklı olsa da , sevginin lisanı her zaman birdir . Sıfatlar hangi kaynaktan zuhur ederse etsin yücedir . Aslında bu yolla farkında olmadan bir ateist bile beynindeki “anne” figüründen zuhur eden Allah’ın cemâl sıfatlarını kutsamış ve sevmiş olur, bizden tek farkı; onlar Allah’ın sıfatları kutsarken , biz sıfatların asıl sahibini kutsuyoruz ..

    Şimdi bunları söyledikten sonra gelmek istediğimiz asıl mevzu ; peki nasıl oluyor da “anne” özünde Rabbin cemâl sıfatlarıyla bu denli bezenmişken, yavrusunun gözünde “el-kuddüs “ esması ile yıkanmış her zaman en temiz ve en noksansız görünürken bu sıfatları kendi nefsiyle boyayıp , yavrusunu daha ana rahmindeyken ölüme terkedebiliyor ?

    Allah “annelik” kavramını öyle iki ucu keskin bir noktada bırakmış ki , ya İsa’ya mekân olmuş Meryem olup Allah’a muhatap olacaksın , ya bir neslin hakkına girip senden doğacakları esfeli sâfiline yuvarlayacaksın ..
    Ya sana neşeten lütfedilen cemâl sıfatlarıyla sıfatlanacaksın , ya Ondan münezzeh olan çirkin işlere bulanıp emmare kuyusuna dalacaksın ..

    Allah oysa yaradılışta bile öyle bir nizam koymuşki ; bir anne emzirirken , bebeği tıpkı kur’anı kerim gibi hep onun bel hizasından üsttedir . Bu Rabbin kusursuzca emanetine verdiği kıymeti gösterme şeklidir . Bebek hep annesinin kalbine en yakın yerdedir. Minik bedeni anne sütüyle beslenirken , kalbi annesinin kalbindekilerle beslenir .

    O yavruyu sevginle, merhametinle gerçek bir insan gibi büyütmekte senin elinde ; nefsinin arzularıyla büyütüp bir canavara dönüştürmekte ..

    Her bebek tertemiz açar gözlerini hayata , su gibi berraktır ama hep başta anne olmak üzere ailesinin koyduğu şekli alır . Beyninde kendi doğru ve yanlışlarını inşa edene dek her şeyi taklit yoluyla öğrenir . Çevresinde aldığı tepkilere göre davranışlarını şekillendirir . Dikkat edin , daha 1-3 yaş arası bebekler bile daha önce yaptıklarında tepki gördüğü hareketlerin tekrarında, yapıp yapmama konusunda tereddüt edip çevresindeki insanların yüz ifadesine dikkatlice bakar . Etrafındakiler gülümsüyorlarsa yaptığı şeyin devamını getirir, kızıyorlarsa da çekinip bırakır .

    Eğer bir yavru da iffetin ne demek olduğundan habersiz bir anneyle karşı karşıyaysa, annesinin zinaya karşı ilk tepkisiz kalışında, o çoktan bilinçaltına zinanın o kadar da çirkin bir şey olmadığını yerleştirecektir .
    İffet anlayışı bilinçaltında “en” olmamış bir anne ise mutlaka zinaya karşı reflekslerinde bir zayıflık gösterecek, evladına da bu anlayışı geçirememiş olacaktır .

    Aşk ikliminde hep dedik ki ;

    “ Biz günah işlemeyen değil, günahı düşünmeyen bir nesil yetiştirmek istiyoruz. “

    Bu anlayışı bir nesile kazandırmak için de evvela o evlatları yetiştirecek hanımlara verdi mürşidimiz önceliği . İffeti en zirvede yaşayıp , bizlere de bu anlayışı kazandırmak için neredeyse her sohbetinde önce “zina” dedi , “iffet “ dedi ..

    Ben bugün görüyorum ki Beylerbeyi’nin derdi yalnızca ben değilmişim..İleride benden doğacak bir nesli ve daha sonra onlardan da doğacak olanları kurtarabilmekmiş ..
    Şu aciz aklımla O’nun aslında ne yapmak istediğini düşündükçe bile kalbim titriyor .

    Daha önce de söylemiştim , yine söylüyorum ; Bir insanın böyle mukaddes bir dava önünde eğilmemesi için tek sebebi nefsidir ..