"Lucas şuna inanıyorum ki bütün insanlar dünyaya en azından bir kitap yazabilmek için gelmiştir, başka bir şey için değil. İster sıradan ister çok özel olsun, önemi yok, yazmayan kişi yitik insandır, iz bırakmadan gelip geçer."
Bugün bir mektup aldım. Resmi bir mektup. Thomas'ın itibarının iade edildiğini, masum olduğunu bildiriyor. Onlar yazmışlar: "Kocanız suçsuzdu, yanlışlıkla öldürdük. Ama şimdi, her şey düzeldi, özür diliyor ve böyle yanlışlıkların bir daha tekrarlanmayacağını bildiriyoruz." Onlar öldürüyor, onlar özür diliyor. Ama Thomas öldü. Thomas'ı canlandırabilir mi onlar? Saçlarımın bir gecede ağardığı, aklımı kaçırdığım o geceyi silebilir mi onlar?
...Şimdi de onlar yalnızca bir yanlışlık yapıldığını söylüyorlar. Thomas'ın katli, hastalığım, hastanede geçen aylar, beyazlaşan saçlarım, yanlışmış. Öyleyse onlar bana güleç, canlı Thomas'ımı geri versinler. Beni kollarına alan, saçlarımı okşayan, sıcak elleriyle yüzümü tutan, gözlerimi, kulaklarımı, dudaklarımı öpen Thomas'ı.
"Onunla konuştuğunu duydum. Onunla konuşuyorsun, hiçbir yerde ve her yerde o, demek ki ölmüş."
Lucas: "Hayır ölmedi. Başka bir ülkeye gitti. Geri dönecek."
Çocuk: "Ölenler ile gidenler arasındaki tek fark. bu, değil mi? Ölmeyenler geri döner."