Yazarı keşfetme hikayem waty’de yeni kitaplara bakarken gerçekleşmişti. Kanlı Ay, yazarın kalemiyle tanışma kitabın oldu. Kitaplaştırıldığı için bölümleri kaldırılmıştı ve benim kitabı almama sebep olmuştu. Gerçekten enfes bir konusu vardı ardından Kıyı Güneşi’ni okudum ve her bölümünde ayrı heyecan yaşadım. Yazarın her kurgusu benim nazarımda çok çok iyiydi. Yazılmamışı yazdığını düşünüyorum. Şimdi biraz kitabın yorumuna geçeyim, zira yazarı ve kitapografisini övmekten kitabın konusuna yer kalmadı
Savaşın kara bulut gibi üzerine çöktüğü Vetnika kıyısında günler sayım karşılığında fiş ve fiş karşılığı hayatta kalacak kadar verilen bakliyat ile geçiyordur. Elisa henüz 5 yaşındayken başlayan savaşta önce anne ve babasını daha sonra çocukluğunu kaybettikten sonra yetişkin olmak zorunda kalmıştır.
Dayısı, yengesi ve 3 kuzeniyle yaşayan, barakalarının tüm yükünü omuzlarında taşıyan Elisa gününü su taşıyarak, verilen bakliyatla yemek pişirerek, barakalarını temizleyerek ve çamaşır yıkayarak geçiriyordur. Hayattan zevk aldığı tek an ise hasta kuzeni Yusra’ya her zaman anlattığı masallardan geçiyordur. Umudunu asla kaybetmeyen Elisa, arkadaşı Zahra ile bakraçlarıyla nehre su almaya giderlerken bir anda su savaşı yapmaya başlarlar.
Elisa’nın bildiği tek şey su dolu bakracını Zahra’nın üzerine döktüğüydü ancak bilmediği bir şey vardır. Suyu döktüğü kişinin Zahra değilde kıyılarına demir atmak zorunda kalan geminin Kaptanı olmasıdır.
Takıntılı kaptanımızı fena halde sinirlendirmişti ancak bu siniri güzeller güzeli Elisa’yı görene kadar sürdü, yaşadığı şokla donup kalması çok komikti shsbsbbsb Çapkın Mikail ise Zahra’yı gördüğü gibi etkilenir ama gemileri tamir edildiği gibi Vetnika kıyısına bir daha demir atmayacakları için kıza yardım ederken, ayrıca kızdan uzak