• Kürt basın tarihinin başlangıcı olan 1898 yılında yayımlanan Kurdistan gazetesi ile birlikte Koyî’nin şiirleri Osmanlı dönemi Kürt gazete ve dergilerinde yayımlanmaya başlamış, bu durum dar bir entelektüel çerçevede tanınmanın dışında kitlelerce de bilinmesine vesile olmuştur.

    Şeyh Sait İsyanı’nın başarısızlığa uğraması ve akabinde kurulan İstiklâl Mahkemelerinde dönemin bir kısım Kürt aydın ve politik şahsiyetinin idam edilmesi, bir kısmının Türkiye’nin dışına çıkması, kalanların da sessizliğe mahkûm olması 20. yüzyılın ilk çeyreğinde oluşan politik ve kültürel mirasın gelecek nesillere devredilmesini imkânsız hale getirmiştir. Bu durum Hacî Qadirê Koyî’nin tanınması açısından da böyledir.
  • Doğuda Şeyh Sait ayaklanmasını izleyen olaylar patlak veriyor. Sürgünler başlıyor. Mecburi ikamet. İskan. 1925 Takrir-i Sükun yasası. İlkin erkekler sürülüyor, ardından kadınlar. Aile tam bir bozgun içinde buluyor kendini. İktidar boşluğu doğan her yere, her şeye başkaları el koyuyor. Sahipsiz kalan topraklara kimi kurnaz köylüler sahip çıkıp ağalıklarını ilan ediyorlar. İşte bizim roman ve öykülerimizde anlatılan ağa tipi çoğunlukla bu çalkantılı yıllardan başlayarak toprağın ve paranın el değiştirmesi sırasında ortaya çıkan kişilerdir ve bunların geçmişlerinin üç göbek geriye gidememesinin nedeni budur. Geçmişten devraldıkları ve taşıyıcılığını yaptıkları bir “kültür”e sahip değillerdir.
  • Kemal Kılıçdaroğlu ağır yenilginin sebebini araştırıyormuş.
    Numara yapıyor!
    Çünkü sebep kendisi.
    PKK'lı Cemil Bayık, seçim öncesi Kandil'den CHP'ye çağrı yaptı:
    "MHP ve AK Parti bize düşman, HDP'nin barajı aşması için CHP'nin desteği şart" dedi.
    Bunun üzerine Kemal CHP'li her evden HDP'ye oy verilmesini sağladı.
    Doğu ve Güneydoğu'da bitmek üzere olan HDP'de, batıdan gelen oylarla barajı geçti.
    Kılıçdaroğlu yalandan araştırma yaptırmasın.
    Yenilginin sebebi kendisidir!

    ***

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, katledilen köy bakkalı için HDP'li Pervin Buldan'a, "Teröristleri yakalayacağım.
    Sizi bu defa CHP de kurtaramayacak" demesinde de, Şehit cenazelerine CHP il başkanlarını almamakta da haklıydı.
    Çünkü CHP'liler ister kabul etsin, ister etmesin.
    "CHP" denilince artık akla PKK geliyor!
    Soylu az bile yaptı.
    Bunların hem suçlu hem de güçlü hallerine sinir oluyorum.
    Edepsizlikte de Everest'i geçtiler.

    ***

    Soylu'nun bu çıkışını PKK yoldaşı Cemal, beyaz Reno hikayesine benzetti.
    "Yeniden suikastler, faili meçhul cinayetler mi geliyor?" dedi herif.
    Soylu'nun Buldan'la yaptığı o telefon konuşması böyle yorumlandı.
    CHP'li başkanlar kızmış!
    HDP'ye oy verirken aklınız neredeydi lan!
    PKK'nın partisi HDP'nin Meclis'e girmesi mümkün değilken;
    Kılıçdaroğlu sayesinde mümkün oldu.
    Düşünsenize…
    Meclis'te terör partisinin olmadığı bir Türkiye'nin; Batı için ne kadar tehlikeli olacağını…
    Yani CHP, PKK'yı Meclis'e taşıyarak; Türkiye düşmanlarına hizmet etti.

    ***

    Zekeriya Öz ve Adil Öksüz gibi azılı FETÖ'cüleri kaçıran Alman BND ajanları tam Eren Erdem'i kaçıracakken karşılarında Türk polisini buldu.
    Kılıçdaroğlu bunu da;
    "Kimsenin can ve mal güvenliği yok" şeklinde millete kakalamaya kalktı.
    Adam da numara çok!
    Yani İçişleri Bakanı, durduk yerde CHP'ye o lafları etmedi.
    Vahşice infaz edilen köy bakkalı Mevlüt Bengi ile Fevzi Ertik'in katilleri Buldan'ın toz kondurmadığı örgüttendi.
    PKK'yı Meclis'e sokan CHP'de suçüstü oldu.
    Örneğin:
    Demirtaş, İstanbul Kadıköy'den 8 bin oy aldı, HDP ise 43 bin oy…
    Aradaki fark CHP'nin PKK'ya verdiği desteğin belgesidir!
    Bir örnek de İzmir'den.
    Demirtaş, Karşıyaka'da 7 bin, HDP ise 25 bin oy aldı.
    Tuzu kuru CHP'lilerin memlekete yaptığı kötülük budur işte.
    Kılıçdaroğlu, sırtını PKK'ya yasladı.
    Türkiye'nin bir numaralı sorunu bu adamdır!' Nokta!
    CHP ve HDP nedense, PKK'nın gariban bakkal ve temizlik işçisinin infazı ile ilgili tek kelime etmiyor.
    Utanmadan Soylu'ya laf yetiştiriyorlar ama.
    Malum kalemler de şimdi afişe olan CHP-PKK işbirliğini aklamaya çalışıyor.
    Emin Çölaşan gibi söz de Atatürkçülerin terör örgütüne açık açık oy istemesine rağmen hem de.
    Kılıçdaroğlu ve Bülent Tezcan'ı bekleyen bir başka tehlike de Eren Erdem'in ötme ihtimalidir.
    Eren Erdem itirafçı olup öterse kirli çamaşırları ortaya dökülecek.
    Neyse.
    HDP bu yıl Şeyh Sait mesajını Kürtçe yayınladı.
    PKK'nın partisi yazıda herkese lanet okudu.
    Kılıçdaroğlu, ne büyük iş yaptı görsün işte!

    ***

    Yelda Cumalioğlu…
    Sabah Ankara ve Sabah Güney'in tam sayfa röportajcısıydı…
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Hanımla ilgili röportajları dillerdedir hala.
    Yelda kardeşim, çok başarılı bir yayıncı.
    Yüzlerce yazar onun 'Destek'i ile çalışıyor.
    Bu yüzden kıskanılıyor da...
    Geçenlerde bir personeli tarafından sabote edildi.
    Düşmanlarına gün doğdu tabii…
    O eleman internette yayınladığı iş ilanında "Türbanlı adayların CV'leri dikkate alınmayacaktır" şeklinde ayrımcı bir dil kullandı.
    Yani içten vurdular!
    Kıyamet böyle koptu.
    Bu ifade benim tanıdığım Yelda'ya o kadar uzak ki.
    Asla tasvip etmeyeceği bir durum üstelik.
    Yelda ilanı yayınlayan personeli işten çıkardı.
    Ama yaygara bitmedi ki.
    Yıllarca birlikte çalıştık…
    Sabah için sayısız röportaj yaptı…
    Özel sohbetlerimizde dahi türbanla ilgili olumsuz bir lafını duymadım.
    Tanıdığım Yelda'nın lügatinde siyasi görüş, dinsel inanç, cinsiyet ve felsefi görüş gibi ayrımcılıklar yazmaz.
    Yapılan baştan sona bir provokasyondur.
    Ben Yelda'ya kefilim.
  • Mustafa Kemal Paşa'nın Ali Fuat ve Karabekir Paşalarla, Rauf Bey'le de ilişkileri gerginleşiyordu. Oysa eski arkadaştılar. Neden birbirlerine güvenleri sarsılmıştı? Bu sadece kimi konulardfa farklı görüşlerden mi ileri geliyordu? Yoksa Fuat Paşa, Rauf Bey ve Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal Paşa'nın dikta rejimine yönelmesinden mi kuşkulanıyorlardı? Gerçekten de iki meydan savaşı kazanmış, yurdun dört bir yanında adeta tanrılaştırlan Gazi Paşa muhalefetsiz bir rejime doğru yol almaktaydı, Birinci Meclis'teki ikinci gurup sağ muhalefeti de, Yeşil Ordu ve İştirakiyun Partisi'nin soldaki varlığı da Paşa'yı rahatsız ediyordu. Ve Ali Fuat Paşa ve Karabekir Paşaların ordudaki görevleriyle ilişkileri kesilmesi sağlandıktan sonra, Halk Fırkası karşısında muhalefet partisi olarak ortaya çıkan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Şeyh Sait isyanı ve İzmir suikast girişimiyle başlantı kurularak kapatılacaktır...
    Mehmet Ali Aybar
    Sayfa 118 - İletişim yayınları
  • Parti programındaki; ‘Terakkiperver Fırkası efkâr ve itikad-i diniyeye hürmetkârdır’ maddesi, bir irtica (gericilik, tutuculuk) hareketi olan Şeyh Sait isyanını körükleyen bir sebep olarak yorumlanıyordu. Halbuki zaten Anayasaya göre de Devlet bir İslam devleti idi. Yani o zaman yürürlükte olan 1924 Anayasasına göre devletin bir dini vardı. Bu din İslam dini idi. Bu kayıt Anayasada yer almıştı. Bu duruma göre Terakkiperver Fırkasının kendi programına dini fikir ve inançlarına saygı göstereceği şeklinde bir madde koyması yadırganmayabilirdi… Terakkiperver Fırkasının isyan bölgelerinde teşkilâtı bile yoktu. Parti elemanlarının uzaktan veya yakından ilgisini gösteren hiçbir belirti tespit edilmemiştir…
  • “Oysa, 1925 Kürt ayaklanmasına yeni Türk devletinin tepkisi, Osmanlı dönemindeki klasik davranış tarzına uymadı. Gerçekte Mustafa Kemal, Şeyh Sait İsyanı’nın bastırılmasını, toplumsal veya etnik huzursuzluğun bastırılması olarak değil, "Türklerin bir mefkûre için ilk savaşı" olarak tanımladı”