Mustafa Büyüksoy, İnce Memed 2'i inceledi.
 11 saat önce · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · Puan vermedi

"Hukuk, iktidarın fahişesidir." Bakunin'in meşhur sözü. Hukukun böyle ayaklar altına alındığı zamanlarda işte olanca mertliğiyle İnce Memed'ler çıkar ortaya.

İnce Memed romanının tarihi arka planı hukuksuzluğun ayyuka çıktığı zamanlar. Kitaptaki karakterlerin çoğu gerçek bir kişiliği imliyor. Örnegin Arif Saim Bey. O dönem milli savaş kahramanı ünvanını ve hükümeti arkasına alıp yaptığı soygunlara, usulsüz işlere bir şekilde meşruiyet kazandıran aç gözlü bir karakter. Yaşar Kemal burada isim vermeden o dönem Şeyh Sait olayı yargılamalarını da yöneten Ali Saip Ursavaş'ı anlatmış.

Baskılar karşısında yılmayan, taviz vermeyen Çerkezler İdris beyle tecessüm etmiş romanda.

Ermenilere de elbette atıf var. Arif Saim Beyin Ermeni bakiyesi arsalara konması çok çarpıcı bir şekilde dile getirilmiş.

İnce Memed resmi tarihin dışında bir panaroma sunuyor okura. Bir nevi antitez.

Bunun yanında köylü psikolojiside en gerçekçi şekilde aktarılıyor. İnce Memed'e ağalarını öldürdü diye söven bizzat kendi köylüleri.

Anadolu insanının saflığı, Hürü ve Kamer Ana karekterleri ile müşahhas bir hale gelen anaların civamertliği, fedakarlığını da es geçmemek gerek.


İnce Memed'in 1. kitabını geçen yıllarda okumuştum. Şimdi tekrar İnce Memed'le yeniden 'başkaldırıyorum öyleyse varım' demeye devam ediyorum. Yaşar Kemal yazmamış sanki, sayfalara bütün bir Çukurovayı kazımış. Her kelimede İnce Memed size elini uzatıyor. Çukurovalı ninelerle konuşuyor ağaların varlığını hissediyorsunuz. Zulmü hissediyorsunuz ama umuttan, adaletten vazgeçmiyorsunuz.

Nilüfer Kuzu, bir alıntı ekledi.
16 May 19:45

Şeyh Sait İsyanı
Kürt ayaklanmasının zamanı da iyi seçilmiş, Milletler Cemiyeti’nin Musul anlaşmazlığını incelediği zamana rastlamış ve asi şeyhler, bölgede dolaşmakta olan Araştırma Komisyonu üyelerini etkilemeyi ummuşlardı. Lozan Konferansı'nda askıda olan Musul sorunu hâlâ çözüm bekliyordu...

Atatürk, Lord Kinross (Sayfa 475 - Altın Kitaplar Yayınevi)Atatürk, Lord Kinross (Sayfa 475 - Altın Kitaplar Yayınevi)
JuvenâL Outsmart, bir alıntı ekledi.
14 May 14:01

Musul
İngilizler, 13 Şubat 1925'te Şeyh Sait İsyanı'nı çıkararak, bu hassas sorun karşısında Türkiye'nin askeri gücünü bölünmeye uğratmış, böylece, Türkiye'nin gerekirse Musul'a karşı kullanacağı askeri müdahale stratejisini engellemiştir.

20. Yüzyılın Strateji Dehası Atatürk, Nejat Tarakçı20. Yüzyılın Strateji Dehası Atatürk, Nejat Tarakçı
Serdar Poirot, Kürt Tarihi'yi inceledi.
02 May 08:34 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Dikkat spoiler içerir.
Yazardan Kürt dili, tarihi, siyasi geçmişi ile ilgili oldukça güzel bir araştırma eseri. Demirci Kawa destanından itibaren Kürtlerin dünyadaki yeri, kurduğu devletler, inançları, Kürtçe ve alt dilleri, bu dilin yapısı ile ilgili detaylı bilgiler verilerek başlıyor kitap. Sonrasında Osmanlının son döneminde kurulan Hamidiye Alayları, Sünni Alevi ayrımından dolayı zarar gören Kürtler ve Kurtuluş savaşındaki rolleri anlatılıyor. Cumhuriyet dönemindeki Kürt isyanları, Şeyh Sait ve Dersim olaylarının zannedildiği gibi olmadığı, en büyük isyanın Ağrı'da çıkması gibi pek çok ezber bozan bilgi de veriliyor. Sonrasında 1969'da Devrimci Doğu Kültür Ocakları'nın kurulması ile siyasi arenada başlayan Kürt sorunu, PKK ve diğer olaylar da detaylı bir şekilde anlatılıyor. Devletin bu konudaki tutumu, hazırladığı raporlar, yaşanan olaylar anlatılıyor. Mahabad Kürt Cumhuriyeti de dahil olmak üzere kurdukları devletler hakkında bilgiler veriliyor. Atatürk döneminde Kürtlerile ilişkilerin nasıl olduğu, Atatürk'ün özerklik sözü verip vermediği, Ermeni tehlikesini Kürtlere karşı nasıl kullandığı, Said Nursi'nin bu sorunun çözümü ile ilgili olarak önerileri ve daha pek çok şey anlatılıyor. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.

Bir Söz Ustası: Şeyh Ahmed El-Cezerî Melâye Cizirî :
İslam dünyasının önemli şair ve mutasavvıflarındandır. Aynı zamanda derin bir felsefeye sahip olan Şeyh Ahmed, Cizre'lidir. Botan aşiretindendir. Babasının adı Muhammed'tir. Genellikle “Molla” kelimesinin karşılığı olan “Mela”, bazen de değişik anlamlara gelen “Nişânî” mahlaslarını kullanmıştır. Nişânî; Kürtçede atış yapılan hedef ve vücuttaki benler anlamındadır. “Aşk ve sevgi oklarının hedefi” şeklinde yorumlanacak Nişânî mahlası, kendisini toplumda hissettiren, belli başlı kimse anlamına da gelebilir.
Ana dili Kürtçe'nin bütün lehçelerini, ayrıca Arapça, Farsça ve Türkçe bilen Molla Cezerî'nin derin bir medrese kültürüne sahip olduğu anlaşılıyor. Halen Cizre'de cami olarak hizmet vermeye devam eden Medresa Sor'da (Medresetu'l-Hamra -Kırmızı Medrese) yıllarca ders vermiş.
Şeyh Ahmed'in dünya edebiyat çevrelerinde tanınmasına sebep olan meşhur eseri; Ciziri Divanı'dır. 114 şiir, 2000 beyitten oluşan Divan bir edebi şaheser olarak kabul görüyor. Dili Kürtçedir. Şiirlerinin çoğu gazel, bir kısmı da kaside şeklinde yazılmıştır. Hafız-ı Şirazi'nin etkisinde kalmasına rağmen;

Ger lu'luê mensur jı nazmê tu dixwazi
(Eğer nazımdan saçılmış incileri istiyorsan)
Wer şi're Melê bin te bi Şirazi çı hacet
(Gel, Mela'nın şiirlerini gör, Şirazi'ye ne hacet)...

diyerek kendisinin şiir dünyasındaki büyüklüğünü de dile getirmekten çekinmez. Gerçekten de Cezerî'nin üstün şiir kabiliyeti mütercim ve şârihler tarafından vurgulanmış, hatta edebiyatta Molla Camî, İbnü'l-Farız ve Fuzulî; tasavvufta Mevlana Celaleddin-i Rûmî'ye benzetilmiştir. Divanında felsefi estetik, ilahi aşk, sevgi ve tasavvuf ön plandadır. Metafizik ve deruni içeriği, yoğun benzetme, temsil, kinaye ve istiareleri dolayısıyla eserin dili ağırdır. Ancak vermek istediği fikirler anlaşılır ve açıktır.
Divanındaki 33.kasidesinden dolayı Şeyh Ahmed'in Vahdet-i Vücud felsefesine tabi olduğu iddia edilmiştir.

Sırre wehdet ji ezel girtiye hetta bi ebed
(Vahdet sırrı ezelden ebede kadar tutmuştur)

Wahid û ferd e bi zatê xwe wi ninın çu eded
(Zatıyla vahittir, tektir, ferttir, onun adedi yoktur)

Dı qıdem da ezel û ‘eynê ebed herdu yek in
(Başlangıcı olmayan için ezel ve ebed birdir)

Sermediyyet we dixwazit ne ezel bit ne ebed
(Devamlılık ne ezelin ne ebedin olmasını ister)

Ferq e wahid ji ehed lê di meqamê semedî
(Farklıdır vahid ehetten, ama samed makamında birdirler)

Bi haqiqet ku yek in herdu çi wahid çi ehed
(Hakikatte birdirler hem vahid hem ehed)

Yek e derya tu bizan qenci çi mewc u çı hêbab
(Şunu iyice bil ki dalga su kabarcıkları ile derya birdir)

Di esil da ku hemi av e çi av û çi cemed
(Aslında hepsi sudur hem su hem buz)

Kısacası damlaların denizde, harflerin satırda birleşmesi gibi varlıklar bir bütünlükte kendini gösterirler. Görüntüdeki farklılıklar aldatıcıdır. Zaman kavramı yoktur, kıdemde ezel ve ebed aynıdır.
Şeyh Ahmed'in kısaca değindiğimiz Divan'ının çeşitli kütüphanelerde yazma nüshaları mevcuttur. Eser ilk defa Martin Hartmann tarafından tıpkıbasımı gerçekleştirilmiştir. (Der Kurdish Divan des Schech Ahmed, Berlin 1904) Divanı M. Şefik Arsavi yeniden basmış olup, Kadri Cemil Paşa, Hawar dergisinde tefrika etmiştir. Sadık Bahaddin Amedi, Divan'ın ilmi neşrini yapmış, Zeynelabidin Zinar Latin harflerine çevirmiştir. Rusça çevirisi K.R. Eyyüpoğlu tarafından yapılmıştır. Ayrıca Divanın Fransızca, İngilizce, Almanca ve Farsça çevirisi yapılmıştır.
Divan'ın çeşitli şerhleri de yapıldı. Bunlar arasında en meşhur olanı ise Ahmed b.Muhammed el-Buhti ez-Zivingi'nin yaptığı şerhtir. Arapça olarak bu şerhi yapan Zivingi, Suriye'nin Kamışlı kenti eski müftüsüdür. Divan'ın Kürtçe şerhini yapan Abdurrahman Şerefkendî'dir. Cizre eski müftüsü Mahmut Bilgi de Divan üzerinde çeşitli araştırmalar yaptı. Ferhad Şâkelî, Uppsala Üniversitesinde Şeyh Ahmed el-Cezerî konulu bir doktora çalışması gerçekleştirdi. Ayrıca Şeyh Said'in torunlarından Abdulmukit Septioğlu Divan'ın ilk 33 kasidesini şerh etti. Türkçe olarak yapılan bu şerh maalesef tamamlanamamıştır. Nûbihar yayınları arasında çıkan kitapta, kasideler kelime kelime açıklanmaktadır. Çok değerli bilgiler veren bu çalışmanın tamamlanmamış olması oldukça üzücüdür.
Şeyh Ahmed, Divan'ındaki şiirleri alfabetik sıraya koymuş, şiirlerini alfabeye müthiş edebi bir sanatla uydurmuştur. Divan elif babı ile başlıyor ve böylece Arapça alfabeye uyarak gidiyor. Örneğin beyitlerin sonu hangi harfle bitiyorsa, o şiirin tüm beyit sonları o harfle bitmektedir. Bu da son derece yüksek bir edebi kabiliyet gerektirmektedir.
Cizre'de halk arasında Şeyh Ahmed ile ilgili rivayetler, menkıbeler anlatılmaktadır. Bunların ilmi bağlayıcılığı olmazsa bile, O'nun edebi kişiliğinin etkisini anlatmak babından şu çarpıcı menkıbeyi aktarmak yerinde olur: “Kırmızı Medrese civarında bir taşa oturup veya yaslanıp kasidelerini okuyan Şeyhin söylediği sözlerin tesiriyle taş ısınır, hatta kızarır. Bu durumu fark eden Cizreli yaşlı bir kadın, hamurunu getirip, o taşa yapıştırmak suretiyle ekmeğini pişirir.” Evet, Divan okunduğunda, Şeyhin söylediği sözlerin taşı bile ısıtacak kadar etkili olduğu gerçekten de fark edilir.
Divanda kullanılan kültürel materyal, bölgede bulunan medreselerin eğitim seviyeleri ile ilgili ipuçları verir. Zira yörede yüzlerce yıla dayanan medrese eğitimi, Şeyh Ahmed zamanında çok canlıdır. İçerik yönünden son derece zengin bir yapı arz ederler. Bu durum olduğu gibi Divan'a yansımıştır. Zira Divan'da tarihten siyasete, gramerden belâgata, felsefeden astronomiye kadar birçok konudan söz edilmektedir.
Son olarak O'nun Peygambere olan sevgisini ilan eden şu beytini aktarmak istiyorum:

Muyeki ez jı te nadım bı dısed Zin u Şirinan
(Senin bir tek kılını iki yüz Zin ve Şirine değişmem)

Çı dıbıt ger tu haseb bıki me bı Ferhad u Memê
(Ne olur Sen de eğer beni bir Ferhat veya Mem gibi saysan)

Tabi Türkçe olarak yaptığımız bu açıklamalar sözlerin şiirselliğini yansıtmıyor. Şiir veya kasideler Kürtçe olarak okunduğunda, O'nun Allah ve Peygamber aşkının yine kendisinin deyimiyle;

Bı dıl ataş jı ciger büryanım
(Kalben ateş ciğerden büryanım)

Lew perişanım u pür êşanım
(Bu nedenle çok ağrılı ve perişanım)

Aşıkê nazık u mahbubanım
(Nazik ve mahbubların aşıkıyım)

Tu mebin bê ser u bê samanım (Görme beni başsız ve sarhoşum)

Kalben ateş, ciğerden büryan olduğu anlaşılıyor. Büryan Siirt yöresinde etlerin kuşbaşı olarak doğranıp fırınlarda pişirildiği bir yemek çeşididir.
Ne yazık ki, edebiyat âleminde tanınan bu edibin doğum ve ölüm tarihleri tam olarak bilinmemektedir. Ancak 1570-1640 yılları arasında yaşadığı kabul edilmektedir. Bir zamanlar memleketimizde Arapça aleyhtarı bir yönetim anlayışı hâkimdi. Bu yöneticilerin yanlış uygulamalarından mezar taşları ve kitabeler de nasiplerini aldılar. İşte bizim Şeyh Ahmed'in ve daha birçok mezar taşı, kitabe Cizre'de bu anlayışın kurbanı edildiler.
Meşakkat ve çile ile dolu bir ömür geçiren Şeyh Ahmed, 1640 yılında vefat etti. Kabri Cizre'de ders verdiği Kırmızı Medresenin alt katındadır ve bu gün ziyaretgâh haline gelmiş durumdadır.

KAYNAKLAR:
- Şeyh Ahmed el-Cezerî, Divan
- M.Sait Özervarlı, Molla Cezerî, İslam Ansiklopedisi, TDV, Cilt:30
- M.Halil Çiçek, “Yakın Dönemde Cizre Medreseleri”, Hz. Nuh'tan Günümüze Cizre Sempozyumu, İstanbul 1999
- Amdulmukit Septioğlu, Melayê Cizîrî Divan'ının Şerhi, Nûbihar Yayınları, İstanbul 2005
- Abdullah Yaşın, Bütün Yönleri ile Cizre, 1983
- Abdullah Yaşın, Tarih Kültür ve Cizre, Ankara 2007

— Kasım Bey (Şeyh Sait'in bacanağı), sen anlat.. Şeyh Sait, Piran'a giderken neler söyledi, neler yaptı?
— İşittiğim odur ki, Şeyh Sait, din için kıyam farz oldu demiş. Bir Türk öldürmek, yetmiş gavuru öldürmekten daha üstündür, demiş.

Kürt-İslam Ayaklanması, Uğur MumcuKürt-İslam Ayaklanması, Uğur Mumcu
Cevat Kelle, Kurt Kanunu'yu inceledi.
25 Nis 22:07 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

Tarihsel gerçekliklere ne kadar değinir, söylenenlerin ne kadarı gerçekten olmuş bilinmez. Zira romanlar, her ne kadar tarihi gerçeklere dayanan olay örgüsü olsa da, eninde sonunda kurgudur, hayal ürünüdür.

Kemal Tahir, Kurt Kanunun da Şeyh Sait ayaklanması ertesi gerçekleşen İzmir Suikasti girişimini konu alıyor. İttihatçıların ileri gelen liderlerinden, Kara Kemal'in kaçış hikayesini, görünürde İzmir suikasti sebebiyle olsa da, daha derinlerde başka ve daha karmaşık bir hesaplaşma nedeniyle olduğunun altını çizerek anlatıyor.

Bir ittihatçının gözünden, iç hesaplaşma ve özeleştiri.
Yakın tarihimizin karanlık sayfalarına, suni bir ışığın aydınlığını düşürüyor. Mutlaka okunmalı.

Yağmur, Yağmur Beklerken'i inceledi.
18 Nis 13:07 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Spoi içerebilir.Ülkemizin kuruluş döneminin ilk safhasında Serbest Fıkra denemesi ele alınıyor.1929 yılındaki ekonomik buhran Ve çoraklık dönemi de ele alınmış.Şeyh Sait isyanı,ilk dersim,Takrir-i Sükûn,Atatürk ilke ve inkılapları da ele alınan diğer konular.Bu akşam kitapla ilgili bloğumda detaylı bir yorum gireceğim.Oradan da okuyabilirsiniz.Keyifli okumalar.

Fatih Beyazkaya, Atatürk Ve Türkiye'nin Dış Politikası; 1919-1938'ı inceledi.
25 Mar 07:12 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Atatürk'ün vefat edeceği yıl olan 1938'e kadar, kurmuş olduğu ( ihtilal kadrosu içersinde hiç kimse nerdeyse Atatürk'ün Cumhuriyeti kuracağını bilmiyordu, bu yüzden Kurmuş olduğu Cumhuriyet demek cümlesini ona maal etmek daha doğru olacaktır ) Cumhuriyet'in sistemli bir şekilde oturması adına içeride bir dizi devrimlere girişerek, Türkiye'nin modern, çağdaş ve her anlamda Batı seviyesine yükselmesi için elinden geleni yapıyordu. Dış İlişkilerinde Türkiye henüz Kurtuluş Savaşı'nda Mustafa Kemal'in belirtmiş olduğu; "Yurtta sulh cihan da sul." Prensibiyle hareket ediyordu. Buna mukabil öncelikli meselelerden biri Musul meselesi olmuş fakat 1925 yılında çıkan Şeyh Sait isyanı neticesinde Musul sorunu Milletler Cemiyetine intikal etmiş ve neticesinde bu kurumun başında olan İngiltere'nin kararı ile Musul-Kerkük, İngiliz yönetimindeki Irak'a bırakılmıştı. Misaki Milliden verilen ikinci tavizdi. ( Önce Batum sonra Musul ve Kerkük'ün verilmesi vs ) Birinci dünya savaşını sona erdiren antlaşmaların hiçbiri devletleri tatmin etmemiş ve yeni bir dünya savaşının temellerini atmıştı. İşte bunu çok önceden sezen Mustafa Kemal Paşa, dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı özellikle İtalyanların saldırgan bir tutum izleemsi, onu Balkanlarda bir ittifak arayışına itti ve Balkan Antantının kurulmasında Türkiye'nin öncülük etmesini sağladı. Yine akdenizde yayılmaya çalışan Mussolini'nin faşist İtalyasına karşı Bağdat Paktı'nın kurılmasını sağladı. Montrö Boğazlar sözleşmesinin imzalanması için gerekli zemin oluşunca bunu uluslar arası kamuoyuna taşıyığ, boğazlar meselesinin lehimize çözülmesini ve tam bağımsızlık ilkesinin yerine getirilmesni temin etti. Hatay içinde çok uğraştı ama ömrü vefa etmedi onun bağımsız olduğunu görmeye lakin Mustafa Kemal Paşa'nın çabaları bu bağımsızlığın temel sebebidİr. Merakı olan arkadaşların okuması gereken güzel bir eser.

Tarihsel Maddeci, Yedek Güç : Ulus (Doğu)'u inceledi.
 12 Mar 21:41 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Hikmet Kıvılcımlı'nın, Türkiye Komünist Partisi eleştirisi olarak yazdığı Yol Serisinin, Türkiye'deki ulusal sorun ile ilgili olan kitabı... 1930'lu yıllarda yazılmış olan kitap, Mustafa Kemal'i Çankaya'ya kapatarak, ülkedeki sömürü ve talanı en üst seviyeye çıkaran, burjuva demokratik devrimin gelişimine ket vuran, "İttihat ve terakki artıkları"nın, yani Kemalistlerin, Doğu'da yaşattığı sorunları gözler önüne seriyor. Ayrıca günümüzde tartışma konusu olan Şeyh Sait ve Ağrı Dağı İsyanları ile ilgili tahliller de yapılıyor. Kürtlerin ulus olup olmadığı ile ilgili önemli bilgilerin yer aldığı kitap, "İhtiyat Kuvvet: Milliyet (Şark)" ismi ile de biliyor.