• Ne yaşamış olursan ol dün bitti, yarın için endiselenmeden bugün kendin için bir şeyler yap!..
  • İlim irfanda zirvede olan İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretleri "Bilmediklerimi ayağımın altına koysam başım arşa değerdi buyurmuş."Acaba bizim bilmediklerimizden merdiven basamağı yapsak arşa kürsiye kadar kaç defa iner çıkardık kim bilir.Hakikaten bilmediğimiz o kadar çok şey var ki.Gün geçmiyor ki yeni bir kitap şaşırtmasın bizleri.Kütüphanede görünce Lale Devri'nin meşhur simalarından olan Nedim'in divanıdır sanıp bu kitabı aldım.Meğer 4. Mehmet döneminde yaşayan bir şair Nedim daha varmış.Her ikisini ayırmak için bu Nedim'e Nedim-i Kadim demişler.Ve bu şair Nedim kendisinden sonrakini kısmen etkilediği kadar onun gölgesinde kalmış.
    Müderrislik yapan ilim ehli bir şair kendisi.Kitapta Nedim'in çok az yazdığından divan edebiyatının her türünde yazmadığından bahsediliyor.Bu kitapta 7 tane kaside 35 tane gazel son sayfalarda ise rubai ve matlaları var.Gazelleri ve kasideleri muazzam güzellikte.Şiirlerin hemen yan sayfada açıklamaları var.Ve sonda sözlük var.Sözlük dediysek kelimelerin karşılığını bulacağınız alelade bir şey değil.Uzun uzadıya kavramların açıklandığı ve divan edebiyatında hangi manalarla kullanıldığına,ve hangi kelimelerle ilişkili olduğuna dair dolu dolu açıklamalar yapılıyor.
    Şairin hayatını okuduktan sonra sanatıyla alâkalı bölümlerde çok teknik kavram kullanıldığından ilk başta sıkıcı gibi geliyor.Ancak en fazla ufkunu açan bölüm oldu.Divan edebiyatında mürekkep kafiye,mücerred kafiye,murassalar vs. gibi kafiye çeşitleri olduğunu hiç duymamıştım.Biraz daha araştırınca değişik şeyler öğrendim.Mesela halk edebiyatında kafiye kurarken önemli olan kelimenin kökünde bulunan sessiz harflerdir.Sessiz harfler yok sayılır.Divan edebiyatında da bu iş böyle sanıyordum.Meğer divan edebiyatında sondan birinci,ikinci, üçüncü, dördüncü sırada bulunan her harfin bir adı varmış.Ve halk edebiyatında geçerli olan alınmaz, bulunmaz,bilinmez şeklinde bir kafiye örgüsü divan edebiyatında geçersiz sayılıyormuş.Sesli harfler aynı olmalıymış ve alınmaz, çalınmaz,kalınmaz şeklinde en fazla gidebilirmiş.
    Nedim-i Kadim'in şiirleri son derece mükemmel.Sunizade Mehmet Efendi'ye yazdığı
    Vasfeylemez lâlüni dünya söze gelse
    Aczin eder izhar Mediha söze gelse
    şeklinde devam eden kasidesi en çok beğendiğim şiirlerinden biri oldu.
    Şu fani hayatta daha nice bilmediğimiz hazinelerle tanışacağız kim bilir.Her iki Nedim'i rahmetle yad ediyorum...
  • İçimden bir ses bugün gelecek diyordu
    Ve ben o sese inanıyordum
    Hatta şu günlerde inandığım tek şeydi belki
    Bir şeyler, kurumamak için can atıyordu
    Ve her şey güzel olacak diyordu...

    Değil canım değil,hiçbir şey güzel değil
    Şimdi ne yapmalıyım sence? 
    Tükeniyor umut bekle dur, gündüz-gece...

    İnandığım değerler birer birer yok oluyor
    Biraz umudum vardı cebimde, hayata dair
    Bu hayatta her şey acıya dair...
    V#V
  • Çünkü ‘dünyevi’ şeyler ülküleri yansıtamaz, onların içinde saklı duran, insanların ağır ve kanlı didinmesidir. Onlar o pek zekice diyaloglarını, dramlarını yazarken, sözüm ona vatan uğrunda dolaplarını çevirirken, sınırlar ve demokrasi uğrunda savaş yürütürken bizler, ehramları yaptık, tanrı evleri için mermer kırdık, imparatorun caddeleri için taş kırdık, kalyonlarda kürek çektik, saban sürdük... Bizler pistik ve ölüyorduk. Onlar estettiler ve yaşıyorlardı. İnsanlara yapılan haksızlık pahasına elde edilen güzellik, güzellik değildir... Antik Çağ bizleri nereden bilecek? O, Terentius ile Plautus’un yazılarından kurnaz köleleri tanıyor ancak, halk tribünlerini ve tanısa tanısa tek bir köleyi, Spartaküs’ü tanıyor... Hiç kimsenin haberi olmayacak bizlerden. Şairler, avukatlar, düşünürler, rahipler bizden söz açmayacaklar...
  • Zaman, elimizin altındaki bir şimdiler dizisi kertesine getirildiğinde şeffaflaşır. Böylelikle gelecek de olumlulaştırılarak optimize edilmiş bir şimdi haline gelir. Şeffaf zaman kadere ve olaya yer vermeyen zamandır. Görüntüler, her tür dramaturjiyi, koreografiyi ve sahnelenişi, her tür yorumbilgisel derinliği, hatta anlamı yitirerek pornografik hale geldiklerinde şeffaflaşırlar. Pornografi görüntü ile göz arasındaki dolayımsız temastır. Şeyler, tekilliklerini terk edip sadece fiyatlarıyla ifade edildiklerinde şeffaflaşır. Her şeyi her şeyle karşılaştırılabilir (vergleichbar) kılan para, şeylerin birbiriyle eş bir ölçüye vurulamazlığının, tekilliğinin her türünü ortadan kaldırır. Şeffaflık toplumu aynının cehennemidir.