“Şimdi sen gideceksin tavşanım. Ama ben de seninle geliyorum. Birimiz varolduğu sürece ikimiz de varız demektir. Anlıyor musun?”
“Sen bensin şimdi.”
“Bana değil, ikimize birden. Sendeki bana. Şimdi ikimiz için git. Gerçekten. Seninle birlikte ikimiz de gidiyoruz. Söz veriyorum sana.”
“...şimdiyse seni seviyorum ve” dedi gerçekleşmeyecek her şeyi kucaklayarak “uğruna savaştığımız her şeyi nasıl seviyorsam, öyle seviyorum seni de. Özgürlüğü, insan onurunu sevdiğim gibi seviyorum seni, tüm insanların çalışma hakkını, aç kalmama hakkını sevdiğim gibi seviyorum seni. Seni, savunduğumuz Madrid’i sevdiğim gibi, ölen tüm yoldaşlarımı sevdiğim gibi seviyorum. Ama seni dünyada en çok sevdiklerim kadar seviyorum, seni daha çok seviyorum. Seni dünyalar kadar seviyorum, tavşan.”