Olduk derken olamadıklarımızla savaşırken buluyoruz kendimizi. Sonra olmadığımızı, hiçbir zaman da olamayacağımızı idrak ediyoruz. Tam bunun rehavetiyle sarsılırken anlıyoruz ki esas mesele zaten oldum dememekte. Hep öğrenmekte, hem yenilenmekte, hep değişmekte.