Şu hususu tekrar hatırlayalım ki bir asrı geride bırakan Filistin davası; basit bir toprak ihtilafi, coğrafi bir çekişme değil. Bir iman, bir akide savaşı temelde. Bütün bir insanlık adına söz alan, bütün mustazaflar için kurban veren bir çabalar bütünü aynı zamanda. O yüzden yeryüzünün neresinde yaşıyor olursa olsun, erdemli herkesin vefa borcu var oradaki güzellik ordusuna.
Romalılar ve Moğollar başta olmak üzere tarih boyunca zalimlerin en büyük silahı olan üstünlük ve yenilmezlik imajı, güncel ve esaslı bir şamar yemiş oldu. Bunu söylerken emperyal küresel sistemin sınırsız desteğine sahip Siyonist işgalcilerin maddi yönden kuvvetli olduğu gerçeğini inkâr etmiyoruz şüphesiz; fakat böyle görünmeleri onların asla yenilmeyecekleri anlamına da gelmiyor. Hep söylediğimiz gibi Kadiri Mutlak olan sadece Allah'tır. Kassâm'ın aslanları da 7 Ekim seherinde gerçekleştirdikleri kapsamlı eylemle bu hakikati tüm dünyaya ilan ettiler.
Rachel, Filistindeyken annesine yazdığı mektuplarda şöyle diyordu: "Dünyada böyle bir zulmün kıyamet koparmadan gerçekleştirilebileceğine inanamıyorum. Dünyanın böyle korkunç bir hâle gelmesine göz yumuşumuza tanıklık etmek canımı yakıyor, geçmişte de yaktığı gibi."