Mesela biz müslümanlar bir nizam tasavvur ediyoruz. Kusursuz, mükemmel bir şey mi olacak o? Hayır. Hatta hulefa-i râşidin dönemi mesela, kusursuz muydu? Diyelim Sultan Süleyman dönemi, kusursuz muydu? Hiç olur mu öyle şey? Bu dünyada insanın olduğu her yerde kusur vardır. Kusurun olmadığı yerde imtihan olmaz. Cennette kusur var mı? Yok. Neden? Çünkü cennette imtihan yok. Dikkat edin; bizim maksadımız, kusursuz, mükemmel bir nizam kurmak değildir. Yalnızca, mümkün dünyaların en iyilerinden birini tahayyül ediyoruz. O da İslam'ın emirlerinin uygulandığı bir dünyadır. Fakat kurulacak hiçbir nizam, àdemoğlunun bu dünyadaki şahsi imtihanını bitirecek değildir. Sen istediğin kadar mükemmel bir nizam tesis etmeye çalış; kişinin imtihanı biter mi? Bitmez.
Uhud'da okçular yerinde durmadı, peygamberin sözü tutulmadı. Şöyle mi diyeceğiz: Kâfirlerin kılıcı kalkanı daha çoktu, atı devesi daha çoktu, silahı teçhizatı daha çoktu, o yüzden mağlup olduk? Hayır efendim! Allah'ın ve Rasul'ünün sözünü tutmadığımız için mağlup olduk. Son iki asırdır biz mağlubuz. Neden? Kâfirin bilimi teknolojisi var, uçağı bombası var diye mi? Hayır efendim! Allah'ın ve Rasul'ünün sözünü tutmadığımız için mağlubuz. Bu iş uçakla bombayla olsaydı, bak Amerikan gavuru Vietnam'a girdi rezil oldu; Afganistan'da rezil oldu, Irak'ta rezil oldu.
Yani âdemoğlunun edepten nasibi yoksa, âdem değildir. İnsan ile hayvan arasındaki fark, edeptir. Aç gözünü, dinle; Mevla'nın bütün kelâmı, Kur'an'ın bütün âyetlerinin manası, edepten ibarettir.
"Ahmed bin Asım hazretleri buyurdular ki
İhlas ol nesnedir ki, amel-i salih edesin, fakat seni o amelle yâd etmelerini ve ulu tutmalarını gönlünden geçirmeyesin...
İhlas ol nesnedir ki, Allah'tan başka hiç kimseden hiçbir şey ummayasın...
İhlas ol nesnedir ki, amel-i salih edesin ve bilesin ki ne yeryüzünde ne gökyüzünde, Hakk'tan gayrı o ameli gören kimse yoktur; firsat ve ganimet olarak da birkaç günlük ömrün kalmıştır..."