Hani çocukken sıcak yaz günlerinin sonunda akşam çök-tüğünde, sokak oyunları bir bir biterdi. Gene de kimse eve dönmek istemezdi. Zaten bitmiş oyunda çok eğlendiğimizden değil, evde ne yapacağımızı bilemediğimizden. Ne oynardık artık ne de eve giderdik. Alışkanlığa benzeyen garip bir ağacın gölgesine kurulur, arafta kalmış gibi, sokağın ortasında öylece dururduk.
Hani bazen vapura binersin. Dalar gidersin. Vapurun kıyıya yanaştığını fark etmezsin. Ancak anons geldiğinde ayılıp kalkarsın yerinden, koşa koşa vapurdan inersin. Hayat da böyle bir şeydir sürüklenirken. Bazen yolculuklar biter ama sen idrak edip vapurdan inemezsin. O kıyıdan bu kıyıya gider durur vapur. İçinde sen de oradan oraya sürüklenirsin.