Bende yeri fazlasıyla özel ve anlamlı olan bu kitap ile ilk incelememi yapıyorum. Layığıyla bir inceleme yapamayabilirim. Eksiklikler yanlışlıklar olabilir, olsun. İlkler hep biraz böyledir.
Yaşamaktan bezdiğim, yaşamımın güneşi doğurup batırmaktan ibaret olduğu bir dönemden geçtim. Söz konusu kitapla da bu süreçte tanıştım.
O sıralar şimdiye nazaran daha sık konuştuğum bir arkadaşım her konuşmamızda büründüğüm depresif mod sonucu bu kitabı hediye etti ve kitabın bana iyi geleceğini düşündüğünü söyledi. Bu tarz bir dönemden geçenleriniz illaki olmuştur, takdir edersiniz ki bir kitabın bizi o ruh halinden çıkarıp bize iyi gelme düşüncesi anlamsız ve hatta komik gelir. Bende de durum böyleydi. Yaşamla ölümü birbirine denk tuttuğum bu süreçte bir kitap neye nasıl iyi gelecekti ki?
Zorla da olsa kitabı okumaya başladım. Kendim için değil, arkadaşımın iyi niyetinin bir karşılığı olarak okumak zorunda hissettim. Bu arada çok uzun süredir eskisi kadar kitap okuyamıyordum, birkaç sayfa dahi okumak çok güçtü. Hem bu bahsettiğim zorundalık hissiyle hem içten içe kitabın bana gerçekten de iyi gelmesini umarak ve hem de uzun zamandır bir kitabı bitiremiyor oluşum döngüsünü kırmak niyetiyle okudum da okudum.
Sonuç olarak aylar sonra ilk defa bir kitabı yarım bırakmadım, bitirdim. Üstelik gerçekten de bana iyi geldiğini söyleyebilirim. Elbette bahsettiğim dönemin buhranlı ruh halinden sadece kitap vesilesiyle çıktım demeyeceğim. Fakat kitap, ölümü -ve aslında- yaşamı ne kadar da hafife aldığımı tokat gibi çarptı yüzüme.
Henüz -şükür ki- ölümün pençesinde hissettiğim bir an yaşamadım fakat kitap öyle bir anda nasıl bir durumda olacağım öngörüsünü geliştirdi bende. Yaşamdan alacağımı almış, mutlu bir şekilde mi karşılardım ölümü? Daha yaşayacak çok şey vardı diye yakınarak mı?