Olaylar küçük bir kasabada şekilleniyor.Çocuk denebilecek yaştaki Jasper Jones'in,daha önce yakın bir arkadaşlığı bulunmadığı halde tek başvurabileceği kişi olduğunu hissettiği Charlie'ye giderek,onunla gelmesini ve ona yardım etmesini istemesiyle heycanlı akışına başlayor.Yardım çağrısını kabul eden Charlie'nin Jasper'in onu götürdüğü ormanlık alanda,Jasper Jones'un duygusal arkadaşı olan kızı bir okaliptüs ağacında asılı olarak ölmüş görmesiyle gizemli anlatımına devam ediyor.Akıcılık,kurgu kalitesi,samimi diyaloglar ve psikolojik vurgularıyla haz duyarak okunabilecek bir kitap.Beklenebilecek olan gerilim ve şaşırtma gücü bulunamayabilir.Eser ismiyle ilgi uyandırıyor ve içeriğine davet ediyor.Elbette bir çok kitap ismiyle kafamızda oluşturduğu algıya çok yakın olmayan bir kurguyla ilerler.Ancak bu kitabın isim ve içerik uyumsuzluğuna farklı bir açıdan yorum getirmek istiyorum.Hissettiğim söz konusu uyumsuzluk Tanrının unutulan çocuklarının kitapta yer almamasıydı.Bence tanrının unutulan çocukları çok daha farklı hayatlara sahip çok daha farklı coğrafyalarda.Muhteşem anlatımı ve sürekleyici kurgusuyla makul doz dramatik bir hayat kurgusunu anlatmasına karşın;Bana kalırsa tanrının unutulan çocukları o çocuklar değildi.Hoş satırlar.
Bu dünya tepeden tırnağa yanlışlarla doluydu.Küçük,iğrenç,aşağılık ve hüzünlüydü.Her taşın altında,her kapalı dolapta,her ağaç dalında görmek istemediğim korkunç bir gerçek yatıyor gibiydi.
Özür dilemek kendinizi açığa çıkarmak,kucaklamaya,alay edilmeye veya intikam alınmaya açık hale getirmek demekti.Özür dilemek bağışlanma dileyen bir soruydu,çünkü iyi bir yüreğin metronomu, her şey yoluna girip olması gerektiği hale gelene kadar yatışmazdı.Özür dilemek bir yemindi.Bir adak.Bir hediye.