İnsan saldırgan olmadığı ve mesafe duygusuna sahip çıkmadığı sürece kopuşlarını yaşayamaz ve gelişemez. İnsan hayatının, postmodern yapılabilirliğe sınır koyan kendine özgü bir yasallığı olduğu açıktır.
Post-modern insanın etkiye açıklığı daha güçlü telkin edilebilirliği beraberinde getirmektedir. Post-modern insan sadece etki altına alınabilir değildir, aynı zamanda etki altında kalmaya da gönüllü olarak hazırdır, çünkü tek ilgilendiği şey "yapma" beceriyle ilişkisinin efektif olup olmadığıdır.
Telkin sanatının püf noktası şudur: İnsanda bir yandan sadece bir şey sunulduğu ve önerildiği ama seçimin onun irade özgürlüğüne ve karar gücüne bırakıldığı izlenimi uyandırılırken, bir yandan da irade özgürlüğü ve karar gücü manipüle edilir.
İnternette başkalarıyla oynanan pek çok bilgisayar oyunu ve simülasyon oyunu tam da bu nedenle çekici olabilmektedir, çünkü insana önceden verilen kimlik yaşantısı kendi seçtiği belli imajlarla ikame etme ve eski kimliğin sınırlarını aşma imkanı vermektedir.