Bazen gerçekten gitmek gerekir.
Yeni yolların ne getireceğine kafa yormadan, planlamadan kendini garantiye almaya çalışmadan sadece gitmek gerekir. Kalmanın daha da acı vereceği aşikardır artık. Sahip olduğun her şey yalan, yaşadığın her şey sahte gelmeye başlar. Kısacık bir hayatta hak ettiğinin kendi yarattigin bu cehennem olmadığını her gün tekrarlarsın kendine. Öyle bir noktaya gelirsin ki gidemediğin her gün bir de gidemediğin için tüketmeye başlarsın kendini, kendine karşı daha da acımasız olursun.
Yalnızlık.
Bazen hızla uzaklaştığın, bazen hızla koşup sığındığın o gizemli yer.
Kazandığında da yenildiğinde de gölgesinde konakladığın bir ağaç gibi. Fırtınayı koparan da dindiren de yine aynı liman.
Mutlu olmadığın yerde kalmak zorunda olmak kendini mutsuzluğa mahkum etmek demektir; tüm benliğini kendi ellerinle incitirsin. İncinmiş bir benlik, kendisi de dahil kimseye ilaç olamaz.
Bir zaman sonra sana iyi enerjisini vermeyen herkesten kendiliğinden uzaklaştığını hissedersin. Çünkü hayat zaten kolayca dibe çekebilir seni. Etrafındaki insanların bunu yapmasına müsaade etmek anlamsız gelir.