Egemen öğretmenlerine: “Ben artık mezun oluyorum üniversiteli olacağım. Ben sizi ziyarete gelirim annem kuru pasta yaptırır, sadece bir çay içer kalkarız” diyerek aslında ağlayan öğretmenlerini vedalaşırken güldürmeyi başarıyordu. Benim oğlum böyle düz, kalbi pırlanta gibi bir çocuktu işte ve kendine has ifadelerle vedalaşıyordu sevdikleriyle. Benim için en güzel vedalaşma Müdürüyle olandı çünkü Egemen onun omuzuna dokunup: “Ben artık okula gelemeyeceğim kusuruma bakmayın” demişti. Müdür Bey nedenini sorduğunda. “Ben artık mezun oluyorum beni özlerseniz eve gelin annem size portakallı kek yapsın, ben özlersem okula kuru pasta yaptırır gelirim” diyerek kendince düşüncelerini ifade edip vedalaşmıştı. Benim mucizem hayatında önemli izler bırakmış bu değerli insanlardan ayrılıyor ve hayatın ona sunacağı güzellikleri kucaklamak üzere yeni bir yolculuğa çıkıyordu…
Fanusa koyup tüm dünyadan koruduğum oğluma herkesten fazla zarar verdiğimin farkına varamayacak kadar kördüm… Ben kendi içimdeki muhasebeyi geceleri veriyordum. Benim sayısız gecem uykusuz kavuştu gündüze ve karyolamın ferforje başlığına yasladığım sırtımın acısıyla fark ettim saatlerdir kıpırdamadan dua edişlerimi. Benim duam çocuğumun iyi olması, sağlıkla büyüyüp yaşamasıydı.
Allah’ın bana bir lütfu mu diyeyim bilmiyorum, benim orada olduğumu fark etmeyen jimnastik öğretmeni: “Alın şunu ayağımın altından!” dedi. Egemen’den, benim üstüne titreyip tek kelimesini duymak için ömrümü harcadığım çocuğumdan bahsediyordu! “Şu” dediği şey, benim oğlumdu! İşte o an parçalar birleşmişti, okulun internet sitesinde gördüklerim bir tesadüf değildi, Egemen öğretmeni tarafından yok sayılmıştı. Bu merhametsiz ve empati yoksunu adam belli ki internet sitesinde gördüğüm şekilde oğlumu provalara bile dahil etmemiş, sadece izleyerek gösteri gününde sahneye çıkan oğlum kendince yapabildiği kadar bu programa dahil olmuştu. Belki de benim oğlum ve onun gibi diğer özel çocuklardan “Bir şey olmaz” düşüncesine sahipti bu adam. Kim bilir jimnastik öğretmeni ve onun gibi düşünen empati yoksunu insanların, hayatta verecekleri daha ağır sınavları olacaktı…
OTİZM BİZİ YENEMEDİN!
Her gün yeni bir başlangıç,
Her gün yeni güzelliklere gebe.
Acılar ilelebet sürmemeli, bizim de yüzümüz gülmeli…
İnanmak istiyorum güneşin bizim için doğduğuna,
Bulutlar bizim için dağılmalı, gökyüzü pırıl pırıl…
Yaşıyorsak sebebimiz var, mutlu olmak hakkımız!
Her şey ters gitse de biz, hep umuda sarılırız!