Üç hayat. Üç kadın. Üç kıta… Tek bir talep: özgürlük!
Üç hayat bir noktada nasıl birleşebilirdi? Farklı kıtalardan üç insan birbirlerine nasıl dokunabilirlerdi? Hayatlarının onlara vermiş olduğu kader çizgisiyle savaşan kadınlar birbirlerinden habersiz özgürlük savaşı verirken hikayenin sonunda bir saç örgüsüyle birbirlerine bağlandılar. İtalya’da yaşayan Giulia, babasının vefatından sonra aile geleneği olan atölyelerinde çalışmaya başladı. Bütün sorumluluğu üzerine alarak işlerin başına geçti. Ve bu sırada Kanada’da başarılı tanınmış bir avukat olan Sarah, sosyal statülerdeki dengesini korumaya çalışarak kariyerini sürdürüyordu. Çünkü o evliydi ve bir anneydi bunun kariyeri için tehlikleli bir şey olduğunun farkındaydı. Tam terfi aldığı dönemde çok kötü bir gelişme onun hayatını alt üst etti. Kötü bir hastalığa yakalanmıştı işte bu gelişme üç kadını birleştirecek olay örgüsünü başlatıyordu. Bunlardan diğeri ise Hindistan’da yaşayan Smitaydı. Smita kast sisteminin en alt tabakası olan “Dalit” lerden biriydi. Onun tek hayali kızını bu hayattan kurtarıp okutabilmekti…
Bu üç kadının hikayesi bazen çok hüzünlü ,bazen de çok heyecanlı bir şekilde ilerledi. Kitabın dili oldukça sade ve akıcı. Okurken çok etkilendiğim ve hayatıma dokunan bir kitap oldu.
Alıntılar
-“ Hayat böyle bir şeydi işte, bazen en karanlık ve en aydınlık zamanları aynı anda yaşatıyordu. Bir yandan alırken, öbür yandan veriyordu.”
- “ Ancak meslekteki onca yıllık tecrübesinden öğrendiği bir şeyi unutmuş görünüyordu: Eğer köpekbalıklarının arasında yüzüyorsanız kanamamanızda fayda vardı.”