Ey tatmin olmuş (huzura ermiş) nefs!
İçi rahat, şüpheleri kalmamış, hakikati anlayarak tatmin'e ulaşmış nefs demektir. Allah'tan aldığı ilhamlarla Gönül ferahlığına ermiştir. Her şeyin Allah'tan olduğuna kanaat getirmiştir. Emmare nefs'in sıfatları olan şirk, zulüm, küfür, yalancılık, şehvetperestlik, nefis arzusunu Tanrı edinme alaycılık, cimrilik haset, kıskançlık, ihanet, öfke gibi kötü sıfatları tamamıyla terk etmiştir. İmanı yücelmiş ve takva ahlakına bürünmüştür. Mutmainne nefsin sıfatları ise amel ve ihlas tevekkül, cömertlik, riyazet, ibadet, şükür, Rızadır.
Bu Dünya bir yokluk alemidir. Var dedikleriniz de yoktur, yok dedikleriniz de. Lakin insan her şey var zanneder. Hatta her şeyi kendimizin zanneder. Öyle çok sever ki bu dünyada sahip olduklarını vazgeçerse her şey biter diye vehmeder. Malı olur bırakamaz, mülkü olur satamaz, şöhreti olur yıkamaz. Ne tuhaf şey! Bu alem Bir Rüya alemine benzer oysa. Rüyada sahip olduklarınızı uyanınca yanınızda bulabilir misiniz? Hem rüyanızda var olanla uyanınca yok diye dertlenir misiniz? İşte bu alemde o rüya misalidir. Bilin ki bu rüyada sahip olduklarının hiçbiri insanın değildir. Sahiplik makamı da sıfatı da yoktur insanda. Kendisi dahi kendinin değildir. Kendine sahip olamayan başka bir şeye nasıl edecek de sahip olacak?
Eski zamanları hayal etmeye çalışıyorum yürürken. Çok eski zamanları... İnsanlar neler yapıyorlarmış acaba? Nerelere gidiyor, nasıl vakit geçiriyor, eğlenmek için ne yapıyorlar, biz bu kadar hızlı yaşayıp da hiçbir yere yetişemezken onlar nasıl yetişebiliyorlar?