Öncelikle beklentim büyüktü kitap kapağı ve yazarı daha önce okumamam beni yanıltı...
Birisinin bana ben böyleyim, şöyle yaparım, yaşarım gibisinden öğüt vermesini hikaye anlatmasını hoşlananan biri değilim.
Güzel özlü sözlerle ve alıntıların üzerine kendi yaşamındaki kesitlerle yorumlaması bana bir şey katmadı açıkcası, sonuçta herkes yaşıyor kimi deniz de kimi okyanus da...
Kitabı da yarım bırakmak istemedim tamamını bitirmek istedim önyargılı olmamak için.
Sosyal medyada durum paylaşıyorsanız güzel bir kitap aslında alıntı ve özlü sözlerle yazarımızın sözleri hariç bu durumdan tabii..
Frida Kahlo'nun bir sözü hem 62. Hem 108. Sayfada tekrarlaması da gözümden kaçmadı. Zaten kitap kendini sürekli tekrar ediyor. Bu tarzı da sevdiğimi söyleyemem.
Belli bir noktadan sonra size hitap etmediğini, sanki ulaşamadığı birine hitap ediyormuş hissine kapılıyorsunuz.
"Ben beğenmedim, bana hitap etmedi sıkıldım okurken."
Kitabın özeti "Kendini sev, ben çok yara aldım, artık kendimin kıymetini bilecegim ve deger vermeyene deger yok..." normalde kitabın içeriği ile ilgili bilgi vermekten hoşlanmam ama yinelenen cümlelerden çabuk sıkılan insalara tavsiye etmem. Mesela ben çabuk sıkıldım yarim bırakmak istemedigim için devam ettim ama yolculuk sırasında kitabı kaybettiğim için yarısında bırakmak zorunda kaldım:) açıkçası 73. Sayfaya kadar bu cumlerle gelmiş bir kitabın devamında merak edeceğim bir şey olduğunu sanmıyorum. Kisisel gelişim tadında bi kitap Miraç kendine hoşgelmis sefa getirmiş ben zaten kendimdeyim ;)
Yine Miraç Çağrı kitabı.. Merak en keskin düşman gerçekten, bu tarz ve buna benzer kitapları okumaktan haz almıyorum, ama bu çocuk bir şekilde çekiyor beni.
Yine meşhur Zümra karakterinden başlıyor biraz, ne can yakmış kız. Ama Miraç da esaslı sevmiş. Klasik Türk filmi itemini bildiğiniz için yazacağım, bu meşhur Zümra evlenmiş ve de oğlu olmuş bilin adını ne koymuş?
Esas konu diğer kitaplarında da olduğu gibi güzel sevmekten dem vuruyor, kimseye değer vermemekten, şöyle olursa üzülürsün, bunu yaparsan dökülürsün vs. Hiçbir edebi değeri yok okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz. Bir şey yazarken aklıma geldi kitapta birkaç tane bariz yazım hataları var, insanın gözünü rahatsız ediyor cidden. Editörler biraz daha dikkat.
Zaman kaybetmeyin nasıl bu kadar satar hiç anlam veremiyorum yeni nesile hitap ediyor kes yapıştır ordan burdan topla ve bu kadar çok kitap çıkar ilginç
Kimseyi sevmedim, sevemedim. Aslında niyetim diğer kitaplarımda da size acı çektirmek değil, gerçekleri anlatmaktı. Yalnızca bunu yaptım. Fakat bu kez biraz kitap farklı. Dediğim gibi, kimseyi sevmedim, sevemedim. “Kalbin mi taşlaştı?” diye soracak olursanız, sanırım evet... Kalbim kimseyi sevemeyecek kadar yorgun, duygularım bir daha kimseye yanaşmayacak kadar uzak bana. Çalıştım, inanın sevmeye, ait olmaya, sahiplenmeye ve kabullenmeye çalıştım.