sidarrta

Ve mevsim geçer... Gölge veren ağaçlarin dallari kurur, Sabir taşar,canindan saydiğin yar bile bir gün gelir el olur, aklin şaşar. Dostun düşmana dönüşür,Düşman kalkar dost olur,öyle garip bir dünya. Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur... Düşmem dersin düşersin, Şaşmam dersin şaşarsin. En garibi de budur ya, Öldüm der durur,yine de yaşarsin...
Reklam
İSTEMEM Sen kokmayan gülü neyleyim, Neyleyim sensiz baharı? Sen doğmayan günü neyleyim, Neyleyim sensiz ben dünyayı? Senin tenine değmeden gelen yağmuru istemem meltemi istemem. Seni parlayacaksa parlasın yıldızlar, Sana yanmayan yıldızı semalarda istemem. Bülbüller söyleyecekse seni söylesin, Senden okumayan bülbül olsa dinlemem. Özlemim sen olacaksan yansın yüreğim, Sılası sen olmayan gurbeti istemem, vatanı istemem. Bir ateş yakacaksa beni kalbimden, Senin aşkının ateşi yaksın, Senden gayrı başka bir aşkla kül olursa kalbim, Bu kalbi istemem, ateşi istemem, koru istemem. Seni göremediğim vahalar bedevilerin olsun, Ben senin çölünü isterim, suyu istemem. Sana çıkacaksa durmaz yürürüm, Sonu sen çıkmayan yönü istemem, yolu istemem. Ben gönüllü bir köleyim, kulağımda küpem. Kalbini fethedecekse geçerim bin Sina’yı birden. Yoksa neyime? Bu fethi istemem, Mısır’ı istemem, cihanı istemem. Ben Sultan Fatihim, önündeyim İstanbul’un. Yakarım bu şehri yüzünde bir tebessüm için. Yoksa gül yüzünü güldürmeyen sultanlığı istemem, İstanbul’u istemem. Ben bir garip yunusum, yazdığım sensin, yandığım sen.
Uzerine basilan mezarlar gibiyiz. Zaman gectikce eksilen bir omrun yolcusuyuz.
Bu beden bu ruha fazlalik geliyor artik.
Bugün Pazar Bugün pazar. Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak bu kadar mavi bu kadar geniş olduğuna şaşarak kımıldamadan durdum. Sonra saygıyla toprağa oturdum, dayadım sırtımı duvara. Bu anda ne düşmek dalgalara, bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım. Toprak, güneş ve ben... Bahtiyarım... Nazim Hikmet