Yağmurun dindirdiği havada adımlarken kulağımda Beşir Abi'nin Bursa'yı anlattığı sesi sönmüştü. Nevâ-Kâr değil de Nurullah Ataç'ın dahi türlü türlü methettiği Hüseyni Semai'den neyi dinleyeyim dedim bu sefer. Kuş cıvıltıları, çocuk koşuşturmacaları, nağmeye tat katarken bir anda durduran; ayaklar altında ezilen kabuklular... Tekrar Beşir Abi'yi dinleyecekken programın başında da Nevâ-kâr çalmasın mı? Hanende Nedim'in de sesi aşağı yukarı Bekir Sıdkı'nınki gibi olsa gerek.