-Halbuki bence önemli olan toprak değildir; yağmurun toprağa değdiği andır.
-Nihayet sen de bir şeyi gönül rızasıyla bitiştirebildin artık, diye bağırdım.
-Hayır, dedi. Sana toprakla suyun iki ayrı madde olduğunu kim söyledi? Öyle olsa su, dünyanın her köşesinde, eninde sonunda gidip toprağı bulabilir, her yerde istisnasız olarak toprakla buluşabilir miydi?
-Sende sesler, sözler ne zaman ayrıştı? Kelimelerden ne zaman vazgeçtin?
-Benim tek enstrümanım kelimeler.
-Hayır Yasef, biliyorsun, ben bizim kelimelerimizden, bizim kelimelerimizi bizim gibi kullanmaktan bahsediyorum. Harc-ı âlem kelimelerden, paylaşılabilen, seni diğer insanlardan bölen değil, onlara bağlayan kelimelerden bahsediyorum.