şifacı elf

Al-i İmran 154: Sonra (Uhud gazvesinden kesin zafer elde edememe) kederin(in) arkasından Allah üzerinize öyle bir güven ve (bunun yol açtığı bir) uyku hali getirdi ki o hal içinizden bir kısmını sarıyordu. (Münafık olan) diğer bir kısmı da canlarının derdine düşmüş, Allah'a karşı, cahiliye devrindeki gibi haksız bir zanda/düşüncede bulunarak: "Bu işten bize ne?" diyordu. (Ey Resûlüm!) "Bütün iş (yetki ve karar) Allah'ındır." de. Onlar, senin huzurunda açığa vuramadıklarını içlerinde gizliyorlar ve: "Bu işte bizim bir payımız olsa (sözümüz tutulsa veya Muhammed'in vaadi yerine gelse) idi, biz burada öldürülmezdik." diyorlar. (Resûlüm! Yine) de ki: "Evlerinizde olsaydınız bile üzerlerine ölüm yazılmış olanlar, devril(ip öl)ecekleri yerlere mutlaka çıkıp gideceklerdi. Bu, Allah'ın gönlünüzdeki (ihlas ve fitne gibi) şeyleri yoklaması ve kalplerinizdeki (vesveseleri) temizlemesi içindir. Allah, sînelerdekini hakkıyla bilicidir."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Al-i İmran 139: (Ey mü'minler!) Gevşemeyin ve üzülmeyin. Eğer (gerçekten) mü'min iseniz (düşmanlarınızdan) çok üstünsünüzdür.
Al-i İmran 137: Sizden evvel nice olaylar (ve şeriatler) gelip geçti. Yeryüzünü dolaşın da (peygamberlerini ve getirdiklerini) yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu (bir) görün.
Al-i İmran 119: İşte siz (mü'min)ler öyle kimselersiniz ki onlar (Allah'a ve İslâm'a karşı cephe alanlar), sizleri sevmedikleri halde siz onları (n peygamberlerini tasdik edip) sever ve bütün kitaplara* inanırsınız. * Âyet-i kerîmedeki "Kitab" Kur'an anlamına geldiği gibi, bütün ilâhî kitaplar mânasına da gelmektedir. Allah'a iman edenler, O'nun bütün kitaplarına, Kur'an'ın tamamına inanır ve onu hayatlarına hâkim kılarlar. Münafıklar ise işlerine geldiği şekilde inanırlar veya inanır gözükürler. Ehl-i Kitab, sadece kendi kitaplarına inanır, kâfirler ise hiçbir kitaba inanmazlar. Onlar ise (ancak) size rastladıkları zaman "iman ettik" derler. Kendi başlarına kaldıklarında, size karşı öfke (ve kin)lerinden parmaklarının uçlarını ısırırlar. Yukarıdaki iki âyetten anlaşıldığı üzere, münafıkların gayesi ve planı; müslümanların yanında onlardan menfaat elde etmek ve onların sırtından geçinmek için müslüman gözükmek, diğer taraftan onları dinlerini yaşamak istemelerinden dolayı sıkıntıya sokmak veya sıkıntılarına, imkânlarına rağmen seyirci kalmaktır.¹ (Resûlüm!) De ki: "Öfkenizden ölün (geberin)!" Şüphesiz Allah gönüllerdekini hakkıyla bilendir.
Böylece başka bir yol bulundu: Kaçmak. Ancak nereye? Insanların dünyasıydı bu, nereye gidersek gidelim, isimleri ve yüzleri farklı olsa da kalpleri ve zihinleri aynı olan onlarla karşılaşacaktık. Başka bir şey olmalıydı, başka bir yer. Güvenli bir yer. Saklanabilmek için değil, var olabilmek için değil, yaşayabilmek için.
Sayfa 127·Kitabı okuyor