şifacı elf

Bakara:179
Ey (gerçeği düşünebilen tam) akıl sahipleri! Kısasta sizin için (umûmî) hayat vardır; olur ki sizler, (bu sayede keyfinize göre yaralama ve cinayetten) korunursunuz. Yüce Allah'ın; "Kısasta hayat vardır." ifadesi, insanlığın hayat hakkını korumak içindir. Kısas, bir ödeşmedir ki öldürme, kesme ve yaralama gibi suçlara karşı, suçluya misli olan cezanın/âdil olan karşılığının mahkemece verilmesi ya da mirasçılarının fidyeye razı olmaları şekliyle olur. Şahsî suçlarda devletin suçluyu affetme yahut diyete razı etme veya diyeti reddetme yetkisi yoktur. Bundan dolayı artık öç ve kan dâvâları da önlenmiş olacaktır. Nitekim, İslâm öncesi, eski Türklerde de töreye göre kısas yapıldığından kan dâvâları yoktu. Çünkü ceza suça denkti. Ceza, suça denk olunca caydırıcı oluyordu. Bu sebeple, ölmeyi göze alamayan yaralama ve öldürmeyi de göze alamıyor; hem de Allah'tan korkuyordu. Çağdaş hukuk sistemleri bunu sağlayamamıştır.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bakara:171
(Doğru yola çağrılan kafirler)in durumu, bağıran (çoban)ın bağırıp çağırmasından başka bir şey işitmeyen (hayvan)ın durumu gibidir. Veya: (Hakka çağırıldıkları halde anlamayan) kâfirlerin hali, (çobandan) bağırtı ve çağırtıdan başka hiçbir şey duymayan (hayvan)ların haline benzer. Onlar, (mânen) sağır, dilsiz ve kördürler. Bu sebeple onlar, (ilâhî emirleri duysalar da)akletmezler (düşünüp emrin gereğini yerine getirmezler).
Bakara:170
Onlara; "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) uyun." denildiği zaman onlar: "Hayır! Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (ve öğrettikleri yol)a uyarız." dediler. Peki, ataları bir şey (in İslâm'a uyup uymadığın)ı düşünemeyen ve doğru yolu bulamayan (sapık yolun yolcusu) kimseler olsalar da mı (onlara uyacaklardı)?! Yüce Allah'ın gönderdiği son din İslâm'a ve O'nun kitabına uymayan bütün sistem, örf, âdet ve gelenekler batıl olup Allah katında makbul değildir ve sonu hüsrandır.
Bakara:166-167
Nitekim (dine aykırı olan işlerde) kendilerine uyulan (o peşinden gidilen günahkâr) kimseler, o gün azabı gördükleri vakit (kendilerine) uyanlardan hızla uzaklaşacaklar ve aralarındaki (yandaşlık ve liderlik gibi) bağlar kopacaktır. 167. (Bunun üzerine onlara) uyanlar da: "Ah, keşke biz (dünyaya) bir kere daha dönseydik de (bugün onların) bizden uzaklaştıkları gibi biz de (onlardan) uzak dursaydık." derler. İşte Allah onlara bütün yaptıklarını hasret (pişmanlık ve üzüntüler içinde gösterecektir. Onlar cehennemden çıkacak da değillerdir.
Bakara:165
Öyle insanlar vardır ki Allah'tan başkasını (putları, arzu ve hevalarını, yücelttikleri, sevip bağlandıkları şahısları, bazı varlık ve eşyayı, gizli veya açıktan sevip) O'na, (Allah'a) denk hâle getirirler; tıpkı Allah'ı sever gibi onları severler,* (böylece şirke düşerler, Allah yerine onlara bağlanırlar). (Hakiki) inanmışların Allah sevgisi (emirlerine itaat ve bağlılığı) ise daha kuvvetli (ve içtendir). (O'na denk hiçbir sevgi beslemezler. Allah'a eş koşup da kendilerine) zulmedenler, azabı gördükleri zaman, (anlayacakları gibi) bütün kuvvet (ve kudret)in Allah'ta bulunduğunu ve Allah'ın azabının, gerçekten çetin olduğunu keşke (önceden) bilselerdi. * Bir toplum bir insana hayran oldu mu onu yüceltip kutsallaştırır ve (neredeyse onu) tanrı mertebesine çıkarır. Bazen de eşyayı kutsallaştırır. Artık bunlar eleştirilemez. Çünkü onlar artık tabulaşmış/putlaşmış olup yapılan her mühim iş ve harekette ona karşı tapınma edâsıyla bağlılıklarını sunarlar. Bu sosyolojik olay, ateistlerde ve ilkel (klan) kabilelerde daha yaygın halde idi. Bir kimse birini veya bir şeyi Allah için değil de onları Allah yerine veya Allah gibi severse/Allah gibi sevgi gösterirse, şirke düşmüş ve kendine zulmetmiş olur