Yaşamın bir varsayımdı. Yaşlanıp ölenler bir geçmiş yığınıdır. İnsan onları düşününce, oldukları şey gelir gözünün önüne. Seni düşündüğümde olabileceğin şey geliyor. Sen bir olasılık yığını oldun, hep öyle kalacaksın.
İlk kestiğinde acı aklını almış, bunca sene nasıl yaptığını ciddi ciddi merak etmişti. Ardından içindeki telaşın dindiğini, bedeninin gevşediğini, hatıraların karardığını duyumsamış, kesmenin ona nasıl yardım ettiğini, buna başlama sebebini anlamıştı.
Bize değil Caleb'e inanmaya karar vermişti çünkü Caleb onun hep düşündüğü, baştan beri kendisine öğretilen şeyi doğruluyordu ve kişinin fikrini değiştirmesindense kendine belletilenlere inanması hep daha kolaydır.
Mutluluğa ulaşma baskısı bazen zulüm şeklini alıyordu, mutluluk herkesin ulaşabileceği ve ulaşılması gereken bir şeymiş de, bu uğurda verilecek en küçük bir taviz dahi bireyin kendi kabahatiymiş gibi.