Eril kamusal alana katılımın dışında tutuldukları bu dönemde kadınların enerjileri boşa harcanıyordu ve üretken kadın gücü, Klaus Theweleit’in Eril Fanteziler’de belirttiği üzere “doğrudan erkeklerin hizmetine sunulmuş bir köle emeği olarak yok olup gidiyordu.”
O suyun üstünde daha çok durmaya başladıkça ben de bastığım yere büsbütün çakıldım. Bu dengesiz durumda kısılıp kaldığımızdan karşılıklı bir bağımlılık içinde bulduk kendimizi. Mutsuzduk ama memnuniyetsiz değildik.