Behiye teyzeciğim, her yer nasıl da beyaza bürünmüş değil mi? Doğa sanki yeni, temiz bir sayfa açmış gibi. Ardından gelecek baharla da rengarenk boyanacak bir sayfa. Ne renk ararsan olacak içinde. Keşke diyorum, insanlar da zaman zaman kendilerine böyle temiz sayfalar atsalar da onları yeniden boyasalar merhametle sevgiyle… Birbirlerini bu kadar üzmeseler. Yağan yağmurlar, karlar içlerindeki o kendilerini de yakan kin, nefret ve hırs ateşini söndürebilse.
Bir süre pencereden yoldan geçenleri izledi. Dışarıda hayat devam ediyordu. Derin sessizliğinin arkasındaki sessiz çığlıkları kimse duymuyordu, duymayacaktı da. Hüzünlü bakışlarını bir dert ortağı ararcasına bir sağa bir sola çevirdi durdu. Ama artık sadece kendisi ile başbaşa kaldığı gerçeği ile yüzleşmek zorundaydı.
Sema, kendisini yıllar öncesine götüren bu kar küresini eline aldı, ters çevirip tekrar yerine koydu. Kar tanelerinin kızın üzerine yağışını ıstırap duyarak izledi. O küçük kızda Derya’yı görüyordu.
Odaya yaklaştıkça gözleri doluyordu. Çok geçmeden odaya girdi ve attığı birkaç adımın ardından durdu. Yeni tanışılan birinin odasına girildiğinde yaşanılan bir merakla her eşyaya tüm dikkatiyle göz gezdirdi. O anda hissettiği tek şey, uzun yıllar sonra kızını yeniden tanımaya çalışmanın getirdiği gariplik duygusuydu.