Yapmadığın o kadar çok şey var ki insanın başı dönüyor çünkü bizim de yapamayacağımız ne kadar çok şeyin olacağını gösteriyor. Zamanımız yetmeyecek. Sen beklememeyi seçtin. Sonsuz sanıldığı için yaşama tutunulmasını sağlayan gelecekten vazgeçtin. İnsan tüm yeryüzünü kucaklamayı, tüm meyvelerin tadına bakmayı, tüm insanları sevmeyi isteyebilir. Bizi umutla besleyen bu yanılsamalara sırt çevirdin.
Geçmiş yıllardan kalmış ajandalarını saklardın. Kendi varoluşundan kuşkulandığında yeniden okurdun onları. Sayfaları gelişigüzel karıştırarak geçmişini yeniden yaşardın, tanık olduğun olayları aktaran bir kitaba göz atarcasına.
Tedavinin seni olağanlaştıracağını ya da içinde geliştirdiğin olağandışılığı bayağılaştıracağını düşünüyordun. Başkalarını dinlemeyi severdin. İnsanlar içlerini açarlardı sana. O sessiz, dikkatli, yapıcı halinle, sana gizlerini açanlardan daha az yardım ettin kendine.
Yaşlandıkça daha az mutsuz olacağına inanırdın çünkü o zaman üzülmek için gerekçelerin olacaktı. Daha genç olduğun için iç sıkıntına karşı avunacak bir şey bulamıyordun çünkü onun temelsiz olduğunu düşünüyordun.