Sürekli ve istikrarlı olabilecek her şeye karşı mutlak bir tahammülsüzlük fark etmiştim onda. Her yaptığı, her arzusu ya da düşüncesi bir anda ortaya çıkıyor fakat bir sonraki an ondan uzaklaşıp gidiyordu ve onları hâlâ içinde tuttuğunu hissedince de sinirleniyor, huysuzlaşıyor, öfkeleniyor hatta tutarsızlıklar gösteriyordu.
Belli bir tarzda yaşamayı alışkanlık haline getirmişsek eğer olağan dışı ve sessiz bir yere gittiğimizde sanki orada gizemli bir şey varmış gibi gelir bize; orada var olmamıza rağmen ruhumuz uzakta kalmaya mahkûmdur; kendimizi bu yeniliğe dâhil edebilirsek eğer hayatımıza kim bilir hangi yeni heyecanlar katar, bambaşka bir dünyada yaşadığımızı düşünmeye başlarız ama aynı zamanda da tanımlayamayacağımız bir sıkıntı kaplar içimizi.
Nasıl katlanacaktım içimdeki bu yabancıya? Aslında kendimden başkası olmayan bu yabancıya? Onu nasıl görmezden gelecektim? Nasıl bilmezden gelecektim? Başkaları onu gördüğü halde ben görmezken onu daima beraberimde taşımaya nasıl mahkûm edilecektim?