Çoğu zaman çocuklarım benden küçük iyilik veya ayrıcalık istediğinde, cevabım otomatik bir hayır oldu. Uzun yıllardır bu cevaplarımdan şüphe ediyorum. Benden istenen şeyi de gerçekten yanlış bir şey yokken neden hayır diyorum? Şimdi görüyorum ki, kendi karşıt iradem devreye girmiş, kendi benlik duygunun tamamen gelişmediğini bir işareti.
Bir ebeveynin inatçı direnci ile karşı karşıya kalan bir çocuk daha da endişeli ve talepkar hale gelir.
Ne güzel, ne mutlu günmüş diyorum dönüp bakınca. Oysa o gün biri kulağıma eğilip, "Şimdi mutlusun, ileride bugünü mutluluğa emsal hatırlayacaksın" diye fısıldasa, hayatta inanmazdım.
"Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa birgün."
Eskiden çok seviyordum o şiiri. Şimdi daha çok seviyorum. Vallahi üstümü başımı yırtacağım, avazım çıktığı kadar bağıracam. Bağırmak istiyorum çünkü. Öyle normal bağırmak değil. Mahalleye anons