Bir milletin dinî inançları ne gibi bir kalıba dokülürse, o milletin siyasal yapısı da ona uygun gelişir, onun gerektirdiği biçimlere girer. Onun için siyasal ülkülerle kutsal ülküler arasında her zaman gayet sıkı ve canlı bir bağ vardır. Genel olarak siyasal ülküleri yaratan kutsal ülkülerdir. Siyasal ülküler hiçbir zaman kendi başlarına var olmazlar, çünkü ortaya çıkmalarının tek amacı halkın kutsal bildiği özlemlerin gerçekleşmesidir
Bir millet kendini doğuran bilinç çizgisinde bütün bireylerinin kişisel olgunluğa ermesini amaç edinmek zorundadır, bu amacı yitirme yoluna bir kere girmesin, giderek bütün "siyasal kurumlar" perişan olacaktır; çünkü geriye, korunacak hiçbir şey kalmayacaktır