Avrupa'ya kaçsa orası yasaktı.
İstanbul'da kalsa burada tutsaktı.
Direnişe katılsa Ankara uzaktı.
O; bir Kemal, bir Fikret, bir Akif gibi dava adamı olamamıştı.
Sevdiklerini kıtalara paylaştırır gibi arzın dört bir köşesindeki kabirlere gömmüştü: Babasını Tahran'da, ilk eşini Beyrut'ta, ikinci eşini Londra'da toprağa vermişti.
Şimdi oğlunu da Washington'da sonsuzluğa terk ediyordu.
Bir çekmeceyi boşaltırken bir avuç toprak ile birkaç solmuş çiçek buldu.
Çiçekler Beyrut'tandı. Toprak ise "Makber" şiirine ilham veren kadının kabrinden...