Belki de şu küçük gerçeği unutuyorlardı: On yedi yaşın eşiğinde olmanın zor, acı verici ve kafa karıştırıcı olabildiğini. On yedi yaşın eşiğinde olmanın gerçekten fena bir şey olabileceğini.
Bu yazın benim yazım olmasına kararlıydım. Eğer yaz bir defterse ben de içine güzel şeyler yazacaktım. Kendi el yazımla. Ama ne yazacağıma dair hiçbir fikrim yoktu. Ve o defter çoktan benim adıma yazılmaya başlanmıştı bile. Çoktandır o kadar umut vaat edici görünmüyordu. Çoktan daha fazla iş ve sorumluluk anlamına gelmeye başlamıştı.
Hep canını sıkıyorum. Başkalarının da. Yaptığım şey bu sanırım. Senin de canını sıkıyorum. Bunu biliyorum. Ve özür dilerim. Elimden geleni yapıyorum, tamam mı?
Bazen herkesin o resimdeki gibi olduğunu düşünüyorum; herkesin kendi acı veya pişmanlık dolu evreninde kaybolduğunu, herkesin uzak ve bilinmez olduğunu. Resim bana seni hatırlatıyor. Kalbimi kırıyor.