Ahiret denen şeyi getirmedim hiç aklına. Zira o akla geldiği anda ben onu terk ederdim. Ben yalnızca bu dünyada vardım, ahiret benim için yokluk demekti. Dünya bendim ve ben dünya idim. Dünyalık dertler salıyordum onun başına, gözüne perde oluyordum, sözüne gölge oluyordum, yoluna engel oluyordum, gönlüne düşman oluyordum.
Muhakkak ki nefs, daima kötülüğü emredicidir."
Kötülüğü emreden, kötü olanı yapmayı isteyen nefis demektir. Nefsin en aşağıda olan mertebesidir. Esasında kâfirlerin, müşriklerin, münafıkların ve fâsıkların nefisleridir. Lakin nefs-i emmâre herkeste az ya da çok mutlaka bulunur. İnsanı en güçsüz olduğu, savunmazsız bulunduğu anlarda yakalar. Kibir, nefret, cimrilik, öfke, şehvet, yalan gibi hisler işte onun açık tehditleridir.
Hayatım garip bir keşmekeş. Sevdiğim işi yapamadım, istediğim kitapları hiç okuyamadım, hayalini kurduklarıma ulaşamadım ve yalnızım, kimsem yok diyecek kadar yalnız. Ve ben yalnızlığımı seviyorum. Aslında hayatta en büyük saadet yalnız kalabilenlerin saadeti... Asıl yalnızlık yalnız kalamamaktır belki de. Ve ben yalnızlığıma şükrediyorum.